Karınca, karıncalar (Formicidae) familyasını oluşturan, yaban arıları ve arılarla birlikte zar kanatlılar (Hymenoptera) takımında yer alan, sosyal yaşam gösteren böceklere verilen ortak addır. Karıncalar, boyutları küçük doğal boşluklarda yaşayan birkaç düzine avcı bireyden, çok büyük bölgeleri kaplayan ve sayıları milyonlarca bireyi içeren oldukça yüksek oranda organize kolonilere kadar oluşan topluluklar içinde yaşarlar. Büyük koloniler çoğunlukla "işçi" ve "asker" sınıflarını oluşturan kısır dişilerden oluşur. Bu kolonilerde aynı zamanda verimli erkekler ile bir ya da daha fazla ve "kraliçe" adı verilen verimli dişiler de bulunur. Bu koloniler bazen "süperorganizmalar" olarak tanımlanır çünkü karıncalar tek bir vücut hâlinde koloniyi desteklemek için bir arada çalışırlar. Karınca topluluklarında iş bölümü, bireyler arası iletişim ve karmaşık problemlerin çözümüne rastlanır Karıncalar, Antarktika, ve Grönland, İzlanda gibi bazı büyük adalar dışında tüm kıtalarda yaşar.

Serçe, Passeridae familyasını oluşturan, insanlara yakın çevrelerde yaşayan, göçücü olmayan, konik gagalı kuş türlerine verilen ad. Özellikleri 11-12 cm boyunda, 50 kadar türü vardır. Genellikle kahverengi, siyah ve boz renklidirler. Büyük sürüler meydana getirirler. Afrika'da pirinç tarlalarına büyük zarar veren altın serçe sarı tüylüdür. İnsanların çevresinde yaşayan evcil serçenin, sırt ve kanatları kahverengi, karın kısmı gridir. Erkeklerin gerdanında siyah bir leke bulunur. Dişiler daha sönük renklidir. Habitat ve beslenme İnsanlara yakın çevrelerde ve tarlalarda bulunur. Sürüler halinde de bulunurlar. Meyve ve böceklerle beslenirler. Göçmen değildirler. Çekirdek ve ekmek artıkları da yerler. Üreme Ağaçlara, kovuklara, çatı altlarına derme çatma yuvalar yaparlar. Boş kırlangıç yuvalarına da yerleşirler. Dişi, kahverengi benekli 4-5 adet beyaz yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 11-12 gün sürer. Yavrular yumurtadan çıktıktan iki hafta sonra yuvayı terk ederler. Eşler bir yaz süresince 3-4 defa yavru çıkarırlar. Dağılımı Avrupa, Asya ve bilhassa Afrika'da büyük sürüler halinde dolaşırlar. Amerika ve Avustralya'ya sonradan götürülmüşlerdir.

Anason (Pimpinella anisum), maydanozgiller familyasından 50–60 cm uzunluğunda bir yıllık otsu bitki türü. Anavatanı Doğu Akdeniz'dir. Gövde dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalp biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı renklidir. Anason, anason bitkisinin tohumlarından elde edilir. Rakı gibi alkollü içkilere çeşni katmak için kullanılır. Anasonun tatlımsı tadı ve özgün kokusu içinde bulunan "anethol" denilen yağdan gelir. Anethol alkolde çözünür, ama su oranı arttıkça çökelir. Bu nedenle anasonlu içkiler suyla karıştırıldığında beyaz olur. Anason, tatlılarda da kullanılan bir baharattır. Ayrıca kedi köpek mamalarına tat vermek için de kullanılır.

Mirket (Suricata suricata), 30 cm boylarında, koloni hâlinde yaşayan, Afrika'ya özgü etobur memeli bir hayvan. 14 yıl kadar yaşarlar. Kolonileri yaklaşık 20 (bazen de 50) kadar hayvandan oluşur, aralarında iş bölümü yaparlar ve yuvalarının güvenliğini sağlamak için etrafı gözetleme, düşmanlarını kollama görevlerini paylaşırlar. Beslenme alışkanlıkları Mirketler kurbağa, kertenkele, küçük yılan gibi sürüngenlerle ve akrep, kırkayak gibi zehirli böceklerle beslenirler. Toprak altında koku duyusu gelişmiş olan bu hayvanlar, toprağı kazarak bir akrebi 1-2 dakikada çıkarıp kolayca etkisiz hâle getirdikten sonra yiyebilirler. Ava çıkan bir mirket kolonisinde en az iki tanesi dönüşümlü olarak dış tehlikelere karşı gözetleme yapar. İki ayağının üzerine kalkan gözcü mirketler, gözetleme sırasında her 2 saniyede kesik bir ses çıkararak diğer mirketlere her şeyin yolunda olduğunu bildirirler, havadan ya da karadan gelen bir tehlike karşısında da homurdanma sesine benzer bir ses çıkararak alarm verirler. Böylece diğer av peşinde olan mirketleri uyarmış ve korumuş olurlar. Tehlike anında tüm mirketler yer altına kazılmış yuvalarına karşı koşuşturarak gizlenirler.

Baykuş ya da Gece yırtıcı kuşları (Latince: Strigiformes), kuşlar (Aves) sınıfının, karinalılar (Carinatae) bölümünün, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımına giren gece yırtıcı kuşları (Strigiformes) alt takımında yer alan türlere verilen genel ad. Özellikler Başları büyük ve tüylüdür. Kuyrukları kısa olmakla beraber, kanatları enli ve uzundur. Bir kısmının kanat açıklığı, bir adam boyuna ulaşır. Serçe kadar küçük olanları da vardır. Gagaları kıvrık, pençeleri keskin, kanca tırnaklı ve döner parmaklıdır. Kuvvetli pençeleri adeta avına kenetlenir. Baykuşlar tam bir sessizlik içinde avlanır. Bütün vücudu yumuşak ve ince tüylerle kaplıdır. Tüyler, uçuş sırasında tabii bir susturucudur. Uçuş esnasında kanatlarının “pırpır” sesi duyulmaz. İri gözleri, başlarının yanında değil önündedir. Aşırı büyüklükteki gözleri, göz oyuğunda hareket edemez. Araba farı gibi yuvalarında sabittir.Baykuşlar boynunu 270 derece çevirerek panaromik bir görüş sağlayarak çevresini kontrol edebilir. Dişi baykuş erkeklerinden daha iri olup, 2-10 yumurta yumurtlarlar. Kuluçka süresi 30-40 gündür. Yumurtadan çıkan yavruların göz ve kulakları kapalıdır.

Çakal, köpekgiller (Canidae) familyasına dahil olan Canis cinsi içindeki türlerden dört tanesine, Afrika ve Asya'da bulunan ve küçük-orta boyutlu olan Canis adustus, Canis aureus, Canis mesomelas ve Canis simensis türlerine verilen ortak addır. Küçük avcı ve leşçil canlılar olan çakalların Kuzey Amerika'daki karşılığı, Türkçede "kır kurdu" ya da yine "çakal" olarak adlandırılan Canis latrans (İng., coyote ya da prairie wolf) türü canlıdır. Özellikleri Uzunlukları 30-35 cm’lik kuyrukları birlikte 85-95 cm, ağırlıkları 7-11 kg arasında değişir. Altın çakalın (C. aureus) sırtı karaya, karnı beyaza çalar ve öbür bölümleri kirli sarıdır. Kara sırtlı çakalın (C. mesomelas) sırtı kara, postu pas kızılıdır. Boz renkteki çizgili çakalın (C. adustus) iki yanında belirsiz çizgiler vardır, kuyruğunun ucu da beyazdır. Canis cinsinin bütün öbür üyeleri gibi çakallarda akşamları ulurlar. İnsanlar çakalın ulumasını genellikle sırtlanınkinden daha ürkütücü bulurlar. Çakallar, kuyruk dibindeki bir bezin salgısı nedeniyle etraflarına pis bir koku yayar. Dağılımı ve yaşam alanları Altın çakal, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya kadar olan bölgede, kara sırtlı çakal ile çizgili çakal Güney ve Doğu Afrika’da yaşar.

Tavşankulağı (siklamen) : Çuhaçiçeğigiller familyasından; toprak altında yassı ve toparlak yumruları olan çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları uzun saplı, kalp şeklinde ve açık renkli lekelidir. Çiçekleri uzun saplıdır. Rengi pembe, veya morumsu pembedir. Hafif kokuludur. Meyvesi kapsül şeklindedir. Toprak altında bulunan kısmında; zamk, pektin, şeker ve saponin karakteri bir glikozit taşır. Köküne, topalak kökü denir. Faydası : Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanı söktürür.

Karahindiba (Taraxacum officinale), papatyagiller (Asteraceae) familyasından yaygın bir bitki türü. Çiçekleri sarı, yaprakları yeşil olsa da bitkinin adına "karahindiba" denilmiştir. Mısır ve Kıpçak Türkleri'nin "katagan", Çağatay Türkleri'nin "saçratku" olarak bildikleri bu bitki günümüze "karahindiba" olarak gelmiştir. Hindiba, Arapça kökenli bir kelimedir. Tedavisi için kullanıldığı göz hastalığı trahomdan kaynaklandığı ileri sürülür. Anadolu'da acıgıcı, "acıgünek", "güneyik", "çıtlık", "cırtlık" ve "arslandişi" olarak bilinse de en yaygın olarak kullanılan adı "radika"dır.

Flamingo FLAMANKUŞU (Phoenicopterus ruber) Yaşadığı yerler: Tropik bölgelerin acı ve tuzlu su kenarlarında sürüler halinde. Türkiye’de de vardır. Özellikleri: Uzun pembe bacaklı, perde ayaklı, gövdeleri mekik biçimli, beyaz pembemsi tüylü, ince uzun boyunlu, gagası içe doğru kıvrık ve ucu siyahtır. Çeşitleri: Avrupa, Afrika, Şili, Amerika flamanı gibi türleri vardır. Tropik bölgelerin, acı ve tuzlu göl, bataklık ve sığ okyanus kıyılarında sürüler halinde yaşayan bir su kuşu. “Flamingo” da denir. Uzun boyunlarının “S” gibi kıvrık oluşu tipiktir. Çamurdan yapılmış 15-45 cm yükseklikte kesik koni şeklindeki yuvaları ilgi çekicidir. Koloni halinde kuluçkaya yatar, beslenir ve göç ederler. Beyaz pembemsi tüylü, kanat uçları siyah, bacakları ince uzun, pembe ve parmakları perdelidir. Pembe gagalarının ucu içe kıvrık ve siyahtır. Kenarları sık tüylü olup, çamur ve suyu süzerek besinleri ayıklar, gaga içine alıkoyar.

Civanperçemi (yaraotu) : Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Faydası : Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir

Haşhaş (papaver) : Gelincikler familyasından bir çeşit bitkidir. Baş kısmından afyon, tohumlarında da haşhaş yağı çıkarılır. Afyon, haşhaş meyvelerinin özel bıçakla çizilmesi sonucu akan, süte benzer sıvının güneşte katılaşmış ve esmerleşmiş şeklidir. İçeriğinde morfin, kodein, tebain, papaverin, narkotin gibi maddeler vardır. Uyuşturucudur, zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Faydası : Hekimlikte; ağrı ve sancıları giderici ve ishal kesici olarak kullanılır.

Kuduzotu (dişotu) : Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir. Faydası : Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.

Karga (Corvus corone), kargagiller (Corvidae) familyasından, batı Avrupa ve doğu Asya'da yaşayan bir kuş türüdür. Leş kargasının tüyleri yeşil ya da morumsu parlayan siyahdır, fakat parlaklık ekin kargasına kıyasla daha yeşilimsidir. Gaga, bacaklar ve ayaklar siyahtır. Diğer alttürünün başı ve göğsü siyahtır ve yine aynı boydadır. Bayağı kuzgundan boyunun 48-52 cm. olmasıyla ayırt edilibilir. Fakat ekin kargasıyla sık sık karıştırılır. Kuşun gagası kalınca ve daha kısa görünümdedir, yetişkin ekin kargalarının burun delikleri açıkken, leş kargalarında bütün yaşlarda burun delikleri kalın-kısa tüylerle kaplıdır. Leş kargası da diğer leş yiyiciler gibi, leşleri, yakalayabildiği bütün küçük hayvanları yer, yumurtaları çalar. Leş kargaları, büyük yuvalarını genellikle uzun ağaçların tepesine ya da daha çok tercih ettikleri uçurum kenarlarına, eski binalara ya da direklere yaparlar. Yuvalar, yerde ya da yere yakın olabilir. Yuvada 4-6 kahverengi-mavi ya da yeşil noktalı yumurta bulunur. Dişiler 17-19 gün kuluçkaya yatalar. Erkek dişileri besler. Yavrular 32-36 gün tüyleri çıkıncaya kadar beslenirler. Leş kargası gürültücüdür, tünerken, üç ya da dört kez kısa diziler şeklinde ve duraksayarak bağırır.

Ağaç kavunu (Citrus medica), sedef otugiller (Rutaceae) familyasından meyvesi yenen bir bitki türü. Kalın ve sert kabuğu ile bilinir. Genelde bir süre saklandıktan sonra ya da hamur işlerinin içine katılarak tüketilir. Bazı kültürlerde meyve çayı yapımında kullanılır. Ağaç kavunlarının en çok yetiştiği yerler Akdeniz çevresi, Hindistan'ın bazı bölgeleri ve Güney ile Orta Amerika'dır. Ağaç kavunu yavaş büyüyen bir ağaçtır. 3 yaşına geldiğinde meyve vermeye başlar. Meyvesinin boyu eninden büyük genelde 12-15 cm arasındadır. Kabuğu kalın, sert ve kokuludur. Dış kabuğu üzerinde pürüz ve çıkıntılar bulunur.

Kurt veya boz kurt (Canis lupus), köpekgiller (Canidae) familyasının en yaygın ve en iri türü. Köpek, boz kurdun bir alt türüdür.[2] Gri kurt ya da orman kurdu olarak da bilinen boz kurt, dünyadaki en yaygın ve en çok bilinen kurt türüdür ve bu nedenle sıklıkla kurt sözcüğü ile eş anlamlı olarak kullanılır. Güneydoğu ABD'de bir zamanlar yaygın olarak bulunan kızıl kurt (C. rufus) boz kurttan daha küçüktür. Yakın zamana kadar çakal olduğu düşünülen Habeş kurdu (C. simensis) ise Etiyopya'nın dağlık bölgelerinde yaşar. Bu sayfa genel olarak boz kurt hakkındadır. Özellikleri Daha yakından incelendiğinde vücudunun köpekten daha uzun, göğsünün daha yüksek ve daha ince olduğu görülür. Kurtların kafası büyük, kulakları kısa, püsküllü kuyrukları vücutlarının üçte biri uzunluktadır. Renkleri alt türlerine göre yöresel olarak değişir, beyaz, krem rengi, sarımsı, kızıl, gri ve siyah olabilir. Avrupa'nın ve Asya'nın fazla sıcak olmayan bölgelerinde boz kurtlar çoğunluktadır. Daha kuzeye gidildiğinde siyah ve beyaz renkli kurtlara rastlanır. Kurtların boyutları da yöresel olarak değişir: En büyük kurtlar Doğu Avrupa, Alaska, Orta Rusya, İskandinavya ve Kuzeybatı Kanada'da görülür.

Kelebek, böceklerin, pul kanatlılar veya kelebekler (Lepidoptera) takımının kanatlı fertlerine verilen genel ad. 150.000 kadar türü bilinmektedir. Vücutları kiremit dizilişi şeklinde renkli gözle zor görülebilen pullarla örtülüdür. Pullar, uçları yassılaşarak genişlemiş kıllardır. Ufak sarsıntılarda koparlar. İki çift olan kanatlarının büyüklüğü türlere göre değişir. Pek az türde ve bazı türlerin dişilerinde kanat bulunmaz. Emici tipteki ağız parçaları hortum şeklindedir. Kullanılmadığı zamanlar bu hortum başın alt tarafında helezon biçiminde kıvrılır. Balözü emerler. Çiçeklerin balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler. Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler. Ağız organları, yalnız çiçek tozu (polen) ile geçinen "Micropterygidae" kelebek familyasında çiğneyicidir. Tüylü başlarında büyükçe iki petek göz ve çoğunda iki nokta (osel) göz bulunur. Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar.Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir.

Patates (solanum tuberosum) : Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Faydası : Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.

Sincap, sincapgiller (Latince: Sciuridae) familyasından uzun kuyruk tüyleri ile dikkat çeken kemirici memeli hayvan türlerinin ortak adıdır. Eski Türkçe'de Teyin/Deyin/Değin ve çekelez adlarıyla da bilinir. Özellikleri Vücudunun üst kısmı açık sarıdan kırmızımsı kahverengine ve siyaha kadar değişir. Alt tarafı tamamen beyazdır. Omurgalı hayvanların içine girer. Kışın, kıl uçlarında siyah pigment miktarı artar. Bu nedenle kırmızı renkte olanlar, kışın daha koyu görünür. Kuyruktaki tüyler uzundur ve kuyruklarını kıvırıp sırtlarına değdirebilirler. Gözleri iri ve parlaktır. Kulakların ucunda (kışın daha fazla) tüy demeti bulunur. Arka ayakları daha uzun ve daha güçlüdür. Boyları 18-25 cm, kuyrukları 14-20 cm dir. Ağırlığı 15-51 gr dır. Gebelik süresi 30-40 gün olmakla birlikte yavru sayısı 3 ila 7 arasında değişir. Yaşam süresi yaklaşık 10 yıl olan bu memeliler, çoğunlukla ağaçlarda yaşar. Otoburdur. Yaşam alanı Ormanlık ve ağaçlık bölgeler, parklar ve korularda yaşarlar. Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur. Çiftleşme dönemi dışında yalnız yaşarlar. Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler.

Kaplumbağa, Testudines takımını oluşturan çok sert ve kemiksi bir yapı içinde yaşarlar ve ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngen hayvanlardır. Kaplumbağalar omurgalı hayvanlardır. Halk arasında tosbağa olarak da adlandırılmaktadır. Genellikle kaplumbağalar yavaş hareket ettikleri ve sırtlarındaki kabuklarından dolayı zaman zaman hikaye ve fıkralara konu olmuşlardır. Hareketleri yönünden ne kadar ağır ve telaşsız hayvanlarsa onların tarih boyunca gelişimi de yavaş olmuştur. Kaplumbağaların gelişimi de öteki sürüngenlerle beraber Mezozoik'in ilk dönemi olan Trias çağında olmuştur. Kaplumbağalar memeli hayvanlar, kuşlar, timsahlar ve yılanlardan önce dünyada var oluğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. 200 milyon gibi bir sürede kaplumbağaların yapısında önemli bir değişiklik olmamıştır. Kaplumbağalar dünyada nesli tükenmeyen en eski hayvanlardandır. Açlığa çok dayanıklıdır. Uzun ömürlü olup ortalama 100-150 yıl kadar yaşarlar. En uzun süre yaşayan sürüngenler sınıfındadır.

Bozayı (Ursus arctos), ayıgiller (Ursidae) familyasından Türkiye, Kıbrıs, Balkanlar, Sibirya, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’da yaşayan bir ayı türü. Batı Avrupa’da çok avlanıldığından şimdi ancak Pirene Dağlarında ve İskandinav ülkeleri'nde rastlanır. Köken bilimi Batılı dillerde kahverengi ayı olarak bilinen Ursus arctos'a, Türkiye'deki bozayı bireyleri biraz daha açık renk olduğu için "toprak rengi" anlamında[1] bozayı denir. Morfoloji Bozayı, yaşayan en büyük etçillerden biridir. Baştan kuyruk sokumuna kadar uzunlukları 1 ile 2,8 m arasında değişiklik gösterir. Kuyrukları 6,5 – 21 cm civarındadır. Omuz hizasında yükseklikleri 0,9 - 1,5 m arasındadır. Arka ayakları üzerinde oturduklarında boyları 2,43 m olabilir. Ağırlıkları 80 – 600 kg arasında değişim gösterebilir. Ortalama bir erkek, yine ortalama bir dişiden 8 - 10 % daha büyük olabilir. Ursus arctos türünün en büyük bireyleri Alaska’nın güney kesimlerinde ve çevre adalarda yaşarlar. Bu bölgelerde erkekler 389, dişiler ise 207 kg olabildiği gibi, 780 kg ağırlığa erişebilen devasa ayılar da bulunur. Alaska bozayısı (Kodiak - Ursus arctos middendorffi) en büyük bozayı alt türüdür.

Yak (Bos grunniens), Tibet Sığırı olarak da bilinir, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından Tibet ve Himalaya bölgeleri ve de Moğolistan'da bulunan uzun tüylü kamburlu bir sığır türüdür. Büyük evcil bir nüfusa ek olarak, küçük korunmasız vahşi bir yak nüfusu vardır. Evcilleri de, yabanileri de sürü hayvanlarıdır. Tibetçede yak kelimesi sadece türün erkeğini tanımlamakta kullanılır, dişiler nak veya dri olarak adlandırılır. Buna rağmen birçok dilde yak iki cinsiyet içinde kullanılmaktadır. Yabani tibet sığırları (B. g. mutus alt türü) yerden omuza kadar 2 metre boyundayken evcil olanlar bunun yarısı kadardır. İki türde kendilerini soğuktan koruyan uzun tüylere sahiptirler, vücutlarının yanlarında ve altlarında son derece uzun ve yumuşak tüyler vardır. Yabanileri siyah veya kahverengi olurlar. Evciller ise beyaz da olabilir. Hem dişilerin hem de erkeklerin ay biçiminde ayrık boynuzları vardır. Tibet sığırı kısa bacaklı ve iri ayaklıdır. Geviş getiren hayvanlardır. Burunları ise kılsızdır. Vahşi yaklar, 1,000 kg kadar tartabilir. Genellikle 10-30 hayvanlık gruplar halindedirler. Yaşam alanları, tepeler gibi ağaçsız yüksek araziler, 3,200- 5,400 m'in arasında dağlar ve yaylalardır.

Bonobo (Pan paniscus), Primates (primatlar) takımının Hominidae (büyük insansı maymunlar) familyasına dahil Pan (şempanze) cinsini oluşturan iki türden biridir ve yakın geçmişe dek daha çok "pigme şempanze" ya da "cüce şempanze" adları ile anılmıştır. Pan cinsinin diğer türü olan Pan troglodytes (adi şempanze), iki türün daha iri yapılı olanıdır ve "şempanze" adı daha çok bu türü ifade etmek için kullanılır. Bu maddede ise bu konuda artış göstermekte olan eğilim tercih edilmiş ve "şempanze" terimi Pan cinsini (dolayısıyla da o cinsi oluşturan iki türü birden) ifade edecek şekilde kullanılmıştır. Bonobo, Belçika'daki Tervuren müzesinde bulunan ve genç bir şempanzeye ait olduğu düşünülen bir kafatası üzerinde çalışan ABD'li anatomi uzmanı Harold Coolidge tarafından 1928'de keşfedilmiştir. Ancak tür otoritesi olarak, bu konudaki bulguları 1929'da bilimsel yayın haline getiren Alman Ernst Schwarz kabul edilmiştir. Bu tür, dik duruşu, anaerkil ve eşitlikçi toplum yapısı ve bu toplum içinde de cinsel etkinliğin belirgin rolü gibi özelliklerle dikkat çeker. Cüce şempanze ya da Bonobo (Pan paniscus), bugün nesillerinin tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıya olan yüzlerce canlı türünden biridir.

Çıyanlar (Chilopoda), çok hızlı hareket eden, uzun vücuda sahip, eklembacaklılar şubesine ait bir Çok bacaklılar sınıfı. İri türleri zehirlidir, [1][2] birçoğu dişleri küçük olduğundan deriyi delemez, Antarktika dışında her yerde yaşarlar. Arı'larda olduğu gibi şahdamar, göz gibi organlar sakınılmalıdır, ısırılan yere buz konulmalıdır. Boyları 1 mm ile 30 cm arasıda değişir. Akrep, örümcek ve küçük böcekleri yiyerek beslenir. Tesbih böceğinin bir akrabası olup, daha yavaş ve zararsız olan diğer çöpçül kırkayaklarda (Diplopoda) her boğumda iki çift bacak varken, Çıyanlardada bir çift bacak olması ikisini ayırteder. Etçil beslenen Çıyanların irilerinin utangaç olsa da tehdit esnasında ısırabilmesine karşın Kırkayaklar ise genel kanının aksine sokmaz ve ısırmaz, dokunulduğunda veya tehlike sezince hemen kıvırılıp ölü taklidi yapar, bazı dev kırkayak türlerinin kitinli derisinden tehlike anında kıvrılınca salgıladığı antibiyotik toksin nedeniyle ezilmesi alerjilere yol açabilir. Göze dokunulursa su ile yıkanmalı, yutulmamasına dikkat edilmelidir. Gösterişli türleri pet olarak evcilleştirilebilir. Bilinen en sosyal kırkayak türü Tanzanya asıllı Pembe ayaktır. Asabi olmayıp, evcilleştirildikten sonra kıvrılmamaktadır.

Kirpi (Erinaceus), kirpigiller (Erinaceidae) familyasından gececil, böcekçil bir memeli cinsi. Özellikleri Yaklaşık 30 cm boyundadır. Ağırlığı cinsiyete, yaşa ve yaşadığı koşullara bağlı olarak 500-1200 gr. arasında değişir. Gövdesinin üzeri 2-2,5 cm uzunluğundaki kırçıl dikenlerle örtülüdür. Kızdırıldığı zaman vücudu yuvarlak hale gelir ve böylece bir diken topuna dönüşür. Yaşam alanları Çalılıklı ormanlardan, büyük park ve bahçelere kadar pek çok yerde yaşayabilir. Nemli yerleri sever. Toprak içine açtığı tünellerde ve kaya kovuklarında barınır. Dağılımı Avrupa ve Asya'da görülür. Türkiye’nin hemen her yerinde rastlanır. Yalnız geceleri etkindir. Çevre sıcaklığının 4 °C’nin altına düştüğü zaman kış uykusuna yatar. Hamilelikleri 5-6 hafta sürer. Her doğumda 3-8 yavru doğurur. Ortalama ömrü 18 yıldır. Beslenme Doğal hayatta beslenmeleri[değiştir | kaynağı değiştir] Çoğunlukla böcek, sümüklüböcek, kurbağa, solucan, nadiren küçük fare ve yılan yavrularını yer. İnsanların dayanabildiği tetanus zehiri miktarının 7 bin katına dayanıklı oldukları saptanmıştır. Çok zehirli bazı böcek ve yılanları kolaylıkla avlayıp yer. Ancak engerek zehiri gibi bazı zehirlere karşı da dayanıksızdır.

Akbaba, gündüz yırtıcıları (Falconiformes) takımının Yeni Dünya akbabaları (Cathartidae) familyasını ve Atmacagiller (Accipitridae) familyasına ait Eski Dünya akbabaları (Aegypiinae) alt familyasını oluşturan ve iri, leş yiyen kuşların ortak adıdır. Akbaba terimi belirli bir taksonomik grubu karşılamaz. Özellikleri Akbabaların başları kel kursakları büyüktür. Yürümeye ve leşleri tutup kaldırmaya uyum sağlamış olan ayakları iri ama güçsüz, tırnaklarıysa yassıdır. Gagaları genellikle eti ve deriyi koparabilecek kadar güçlü ve kalındır. Görme duyusu bütün türlerde, duyma duyusu ise hindi akbabasında gelişmiştir. Tekeşli bir üreme özelliği gösterirler. Dağılımı ve soy tükenmesi tehlikesi Akbabalar Avustralya ve Okyanus Adaları dışında bütün ılıman ve tropik bölgelere dağılmıştır. Asyadaki özellikle de Hindistan ve Nepaldeki akbaba nüfusu son yıllarda hızlı bir yok oluşa sürüklenmiş ve bu durumun bazı ekolojik sonuçları olmuştur. Bu durumun veterinerlikte kullanılan Diklofenak isimli ilaçla bağlantılı olabileceğini bazı araştırmalar ortaya koymuştur. Hindistan hükümeti bu durumu değerlendirerek ilacın veterinerlikte kullanımını yasaklamıştır.

Yarasanın 200 cins ve 17 familya içinde 900 – 1000 türü vardır. Kanatları açık durumdaki boyları 5 cm'den 150 cm'ye kadar değişebilir. Dünyanın her bölgesinde yaşarlar, ancak tropikal bölgelerde sayıları daha fazladır. Yarasalar çok miktarda böcek tükettikleri için, dünyanın dengesi açısından büyük önem taşırlar. Yarasanın vücudu fareye benzer ve genellikle ince bir kürkle kaplıdır. Yarasaların kulakları çoğunlukla çok büyük ve kıvrımlıdır. Burun ve kulaktaki bu çıkıntılar, duyu organı görevi görür, ses titreşimlerini almaya ve iletmeye yarar. Bazı yarasalar yalnız yaşar, mağaralarda, yarıklarda, içi oyuk ağaçlarda veya tavan aralarında. Diğer türler ise sürüler halinde yaşar. Kuzey bölgelerdeki yarasalar kışın göç ederler veya kış uykusuna yatarlar. Yarasalar baş aşağı tutunarak uyurlar. Geceleri aktif olan yarasaların koklama ve tat alma duyuları çok iyi gelişmiştir. Meyveyle beslenenler dışında, yarasaların görme duyuları iyi gelişmemiştir. Çıkardıkları çok yüksek frekanslı ses dalgalarının, etraflarındaki cisimlere çarpıp geri dönmesi yardımıyla yönlerini bulurlar. Bu sesler, çoğunlukla insanlar tarafından duyulmaz.

Sansar, sansargiller (Mustelidae) familyasından Martes cinsini oluşturan hepçil hayvanların ortak adıdır. Özellikleri Kediyi andıran uzun ve ince bir vücudu, uzun ve bol tüylü kuyruğu vardır. Boyları 40–50 cm, ağırlıkları 2 kg civarındadır. Boyunlarında beyaz renkte çatal şeklini andıran tüyler olan sansarlar, parlak koyu kahve rengindedir. Geceleri ava çıkar. Kemirme huylarından ötürü, çevreye zarar verebilir, Sıkıştırıldıklarında, tehlikeli olabilirler. Beslenme Gündüzleri uyuyup geceleri avlanan sansarlar, çift olarak avlanan hayvanlardır. Kemirgenler, sürüngenler, tavuklar, yumurta, meyve ve kuşlar temel besinleridir. Yetim sansar yavrularının beslenmesinde; ne yiyeceğine karar vermek için hayvanın ağırlığı ölçülür ve kaç haftalık olduğuna bakılır. Halen süt içen bir yavru dönemindeyse; özel bir mama hazırlanır (1 yumurta, 10ml sıvı süt kremasıyla karıştırılır ve laktozsuz sütle 125ml'ye tamamlanır, kullanılacak kadar mama benmari usulü ısıtılır ve enjektör yardımıyla yedirilir. Mamada var olan laktozun tam sindirilmesi için ılıtılmış kefir verilir.) Sütten kesilmiş ise Hills a/d mama ve kefir birlikte verilir.

Ak başlı kartal (''Haliaeetus leucocephalus'') Kuzey Amerika kıtasında bulunan ve en tanınan kuş ve simgedir. Kel kartal ya da Beyaz başlı kartal adlarıyla da bilinir. Bu deniz kartalının tanımlanmış 2 alt-türü vardır ve Beyaz kuyruklu kartal ile beraber bu türü oluştururlar. Dağılışları Kanada ve Alaska çevresinde ve ABD ile Meksika'nın kuzeyinde oldukça yoğundur. Açık sularda ve büyük yaşlı ağaçlarda büyük bireylere rastlanır. Kanat açıklığı 1.83-2.34 m arasında değişebilir. Ağırlığı ise 3-7 kg civarındadır. Dişiler ise erkeklerden yaklaşık % 25 daha büyüktür. Bir kel kartal, kahverengi ile siyah arasında değişebilen bir vücuda sahiptir. Başları ve kuyrukları beyazdır. İrisleri sarı renktedir. Güçlü ve delici pençeleri avı sıkıca tutar.

Kunduz, kunduzgiller (Castoridae) familyasından Castor cinsini oluşturan ağaçları kemirerek beslenen, su kıyılarında yaşayan kemiricilerin ortak adıdır. Yaşayan iki türü vardır: Eski Dünya kunduzu (C. fiber) ile Yeni Dünya kunduzu (C. canadensis). Yaptıkları yuvalar çok soğuk havalarda bile içerisini sıcak tutar. Ağaçlarla baraj yapıp suların gidişini engeller ve sesleri biraz bebek sesine benzer. Genellikle barajları ağaçlardan ve dallarından oluşur. Ağaçları kemirerek keserler.Ön dişleriyle keserler. Çünkü onlarda bu işlevi yapabilen en iyi diş budur ve eğer bu işlevlerini yapmazlarsa dişleri tırnaklar gibi aşırı derecede uzar. Kunduzlarda memelidir ve yuvalarını barajların içine yaparlar. Yavrularına 1 ile 2 hafta süresince bu yuvalarda bakarlar. Sonra erkek kunduzlar kendi ailelerini kurmaya giderler. Dişiler ise yuvada kalıp lider çifte yardım ederler. Alt ve üst çenelerinde ikişer tane sürekli büyüme eğiliminde olan kesici dişler bulunur. Köpekdişleri yoktur. Gözler başın her iki yanında toplandığından hem önlerini hem arkalarını aynı derecede görebilirler. Çok iyi koşar, tırmanır, sıçrar ve yüzerler. Yılda birkaç kere ve her batında 1-18 yavru doğurabilirler.

Zebra, atgiller (Equidae) familyasını oluşturan tek cins Equus'un Hippotigris alt cinsinde sınıflanan canlı türlerinin ortak adıdır. Atın yakın akrabalarından olan zebralar siyah ve beyaz çizgili postlarından ötürü kolayca tanınırlar. Yalnız Afrika'da bulunan bu hayvanlar seyrek ağaçlı ve otlarla kaplı açık alanlarda yaşarlar ve sık sık antiloplarla birlikte sürüler oluştururlar. Zebralar, tıpkı atlarda olduğu gibi, yele denilen saçlara sahiptirler; vücut yapıları da atlara benzer ve en az onlar kadar hızlı koşarlar. Tüm zebraların çizgilerinin yapısı ve sayısı birbirinden farklıdır. Zebraların dikey çizgileri aynı zamanda önemli bir savunma unsurudur. Bir arada durdukları zaman kendilerini avlamak isteyen aslan gibi yırtıcılara karşı bu çizgilerden dolayı sürüyü bir bütün olarak algılarlar. Bu durumda avcı, avlayacağı zebrayı seçmekte güçlük çeker, bu da zebralar için bir korunma yoludur. Zebralar, yaşamlarını sürdürebilmek için su ve ot ile beslenirler. Bazen yiyecek bulmak için 50 km yürürler, sonrasında yaşadıkları ortama geri dönüp, alıştıkları yaşam ortamlarında yaşarlar. Zebralarda ortalama boy 1-2 metre arasındadır. Zebralar atlar gibi otçullardır. Zebra ile at çiftleştiğinde doğan yavruya zebrat adı verilir

Kenevir (esrarotu) : Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır. Faydası : Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.

Su samuru (Lutra lutra), sansargiller familyasından, nehir ve göl kıyılarında yaşayan etçil bir memeli. Su kenarlarında kazdığı çukurlarda yaşar. Yuvası karada olmakla beraber girişi su altındandır. İçini kuru yaprak ve yosunlarla döşer. Ayrıca havalandırma deliği de bırakır. Uzun silindirik gövdeli, yassı kafalı, uzun bıyıklı, küçük kulaklıdır. Ayakları kısa, beş parmaklı ve kısmen perdelidir. Çoğunun rengi koyu kahverengidir. Su geçirmeyen sık tüylü postları kürkçülükte kıymetlidir. Suda ustalıkla yüzer. Balık, kurbağa avlar. Kuş, yumurta ve fare de yer. Özel eğitilmiş köpeklerle avlanır. Suya dalarken burun ve kulak deliklerini kapatır. Yassı kuyruğunu dümen olarak kullanır. Kuyrukla beraber 1,5 metre boy ve 15 kg ağırlıkta olanları vardır. Kuyruk altı bezlerinde yağlı ve kokulu bir madde ifraz eder. Su samurlarının çok çeşitleri varsa da aralarındaki fark çok azdır. Bazı ülkelerde balıkçılar tarafından ehlileştirilerek balık avında kullanılır. Çoğunlukla yalnız dolaşır ve gece avlanır. Oynamayı ve suda sırtüstü yüzmeyi çok sever. Amerika'nın kuzey okyanus kıyılarında yaşayan deniz samurunun (Lutax lutris) derisi gayet makbul ve kıymetlidir. Çok avlandığından nesli tükenme tehlikesi geçirmektedir. Kanunlarla korunmaya çalışılmaktadır.