TRANS KAÇKAR HAKKINDA |
 |

1- Kamp malzemem yok satın almalı mıyım?
Kamp malzemeleri Bukla tarafından ücretsiz olarak verilecektir. Verdiğimiz malzemelerin detayları aşağıdadır. Sadece 2 gün tuvalet imkanı yoktur.
2- Turlarda kullandığınız ekipmanın kalitesi nedir?
Bu tip turlar dağda geçtiğinden hava koşullarının her an değişebileceğini gözardı etmemek gerekir. Kullanılan malzemenin çok kaliteli olması gerekir. Ucuz ve kalitesiz malzeme tatili işkenceye dönüştürecektir. Bu nedenle size dağda gerekli konforu sağlayacak ıslanma ve üşüme gibi dertlerden sizi uzak tutacak kaliteli malzemeler kullanmaktadır. Çadırlarımız 3 kişilik 4 mevsim Alman malı Vaude ve Salewa marka çadırlardır (ama rahatlık için her çadırda 2 kişi kalıyor) ve kurulup sökülmesi çok kolaydır. Uyku tulumlarınız -15 dereceye kadar sizi korur ki yaz aylarında hava asla bu kadar soğumaz. kaliteli malzeme olmak koşuluyla kendi ekipmanlarınızla katılabilirsiniz.
3- Giysi olarak ne getirmeliyim?
Bunu çok dikkatli okumanızı istiyoruz. Çünkü tüm uyarılarımıza rağmen 1 aylık giyeceğiyle gelen arkadaşlar oluyor. 1 yün atlet, 3 t-shirt, 2 pantolon, 1 tane gece yatarken giymek için ince eşofman, 1 tane kazak ya da sweat, 1 tane polar mont (ya da dengi), 1 tane mont, 1 şort, mayo, bere, 4 çift çorap, şapka, havlu ve kişisel malzemeler (diş fırçası, macunu, güneş kremi, sabun vb...) getirmenizi yeterli. Elbiselerin bol ve rahat kesimli olmasına dikkat edin. Fazla giysiler araçla Ayder?e buluşma noktasına gönderiliyor. Ayrıca dönüş yolculuğunda giymek için bir takım mutlaka getirin.
4- Ne tür ayakkabı giymeliyim?
Ayağınızda bileğinizi saran bir bot olmasında fayda var. Ayrıca sert tabanlı bir bot olursa iyi olur. Eğer turdan önce böyle bir ayakkabı alacaksanız lütfen bizi arayın. Turda giyeceğiniz ayakkabının daha önce denediğiniz bir ayakkabı olamsında fayda vardır.
5- Otobüs ve uçakla ulaşım hakkında bilgi verebilir misiniz?
Otobüsle gidiş İstanbul - Trabzon, dönüş Trabzon-İstanbul seferleri. Uçakla gidiş İstanbul -Trabzon, dönüş Trabzon - İstanbul seferleri uygun. Uçakla gidenler havaalanında belirtilen saatte olmak durumundadırlar.
6- Çoruh Nehri?nde rafting yapabilirmiyim?
Yarım gün vaktimiz olacak. İsteyenler rafting isteyenler ise ATV safari yapabilirler.
7- Yanımıza ne kadar para almalıyız?
Eğer hediyelik eşya ve içki almayacaksınız 50-100 YTL yeterde artar bile.
8- Tur esnasında telefonla görüşme yapabilir miyiz?
Tur sırasında neredeyse her gün telefon açma şansınız vardır. Dağda iken sadece zirve'de telefon çekmektedir.
9- Tur esnasında alışveriş yapabileceğimiz bir yerden geçecekmiyiz?
Hevek, Olgunlar ve Ayder?de alışveriş yapabileceğiniz, eksiklerinizi tamamlayabileceğiniz bakkallar var.
10- Zirve yolu tehlikeli mi?
Zirveye çıkarken belli bir noktaya kadar patika izleniyor. Daha sonra taşların üzerinde yürümeye başlıyoruz. Sürekli aynı rota izlendiğinden burada taşlar oturmuş. Rehberinizin yürüdüğü yerden yürürseniz taşların kayma olasılığı çok az. Taşlar kaysa bile yürüdüğünüz yer herhangi bir uçurumun kenarı olmadığından olduğunuz yere düşersiniz. Fakat genede herkesin rehberin talimatlarını dinleyip, dikkatli olması gerekiyor. Zirve çıkışı sırasında sadece tek bir noktada geçiş var. Bu geçiş birkaç metre olup, rehberinizin yardımıyla burayı rahatlıkla geçebilirsiniz.
11- Zirveye çıkmasam sorun yaratır mı? O gün ne yapabilirim?
Zirveye çıkmak gibi bir zorunluk yok. Ama zirve yolundaki Deniz Gölü?ne çıkmanızı tavsiye ederiz. Muhteşem bir güzelliği var. Deniz Gölü?nden sonra yardımcı rehberle kampa döneceksiniz. Tabi kampta kalıp dinlenme şansınız da var. |
|
YAYLA TURLARI HAKKINDA |
 |

1- Hangi turu tavsiye edersiniz?
Çok zor bir soru...Açık söylemek gerekirse birbirinden güzel programlar hazırladık size. Buna ancak tur detaylarını okuyarak ya da bizi arayarak karar verebilirsiniz. Herbiri birbirinden farklı heyecanlar ve tatlar içeriyor. Eğer bölgeye hiç gelmediyseniz sizin için gezilen yerler pek öncelikli olmaması gerek. Yani ikisinide bilmiyorsanız Pokut Yaylası ile Maçahel arasında bir kıyas yapamazsınız. Dolayısı ile burada sizin tercih önceliğiniz konaklama tesisi olacaktır. Turlarımız genelde birbirinden konaklama farklılıkları ile ayrılır.
2- Hangi mevsim uygundur?
Doğu Karadeniz'de Mayıs sonundan Ekim ortasına kadar her tarih uygundur. Bizler zaten en uygun tarihlere koyduk bu turlarımızı. Her nedense Hazirandan önce ve Eylülden sonra pek talep olmuyor. Yani Temmuz Ağustosdan iyidir yada eylülden kötüdür gibi benzetmeler yapamayız.
3-Çok yağmur yağar mı?
Doğu Karadeniz'i bu kadar güzel yapan şey yağmur. Şayet Turunuz Antalya'da olsaydı ve yağmur yağsaydı en az sizin kadar üzülürdük. Fakat Doğu Karadeniz'de yağmurun olması inanın hiç sorun edilecek bir husus değil. Ve malesef bölgemizin adı çıkmış 9 a inmez 8 e. Evet bölgemiz fazla yaşış alıyor ama bu demek değil ki tüm yaz yağmur altında geçiyor. Elbette gittiğiniz hafta sis veya yağmurla karşılaşabilirsiniz. Ya da tamamen güneşte geçebilir. Bu sizin şansınıza kalmış. Ayrıca hava durumu raporlarının yaylalar için geçerli olmadığınıda söyleyelim. Dağlar kendi havasını yaratır ve çok lokal hava koşulları olabilir.
4- Rehberler hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Rehberlerimiz alanında en tecrübeli rehberlerdir. İşini çok seven, keyif alan ve bunu size yansıtmasını çok iyi bilen rehberlerdir. Yöre kültürünü doğru aktarabilmesi açısından yerel rehber kullanmaya fakat bunun yanında profesyonel olmasına özen gösterdik. Bukla rehberlerinin her zaman tercih edilen rehberler olduğunu biliniz.
5-Yürüyüşler zor mu?
Genel olarak sizden özel bir kondisyon beklemiyoruz. Bazı günler yrüyüşlerimiz sizi zorlayabilir fakat rehberlerimiz sık sık mola vererek ve en yavaş yürüyene göre tempoyu ayarlayarak herkesin parkuru tamamlamasını sağlıyor. Turlarımızda yürümek istemediğiniz zaman yaylada vakit geçirebilirsiniz.
6- Hava soğuk olur mu? Ne tür giysi getirmeliyim?
Hava koşulları genelde sahilden 3-5 derece daha serin olur. Fakat gündüzleri genelde yürüyüş sırasında şort ve tişörtle yürürüz. Mola verdiğimiz zaman yanınızda polar türü giysi olması ve yanınızda panço tarzı bir yağmurluk bulunması çoğu zaman yeterlidir. Çok kullanmak zorunda olmasakta anorak tarzı bir giyside bulundurabilirsiniz. Rahat ve bol giysileri tercih edebilirsiniz?
7-Pansiyonlar hakkında bilgi almak istiyorum?
Doğu Karadeniz Yaylaları turumuzda ana pansiyonumuz Kuşpuni'dir. Bir aile işletmesi olan pansiyonumuz odalarında banyo tuvaleti olan ahşap butik bir tesistir. Ev yemekleri sunulan tesis Ayder'in en iyi tesisidir. Aile ortamı yaşayacağınız bu tesisin 16 odası var. Yani Bukla'nın 15 er kişilik 2 grubu konaklayabilir. Tesis dolu olduğu takdirde yanındaki Koru otel'de konaklama alıyoruz. Odaları banyo tuvalatli olan Koru tesisinde kalacaksanız biz kayıt sırasında size bunun bilgisini veriyoruz. Aksi belirtilmedikçe kayıt olan herkes Kuşpuni'de konaklar.
Diğer turlarımızda konaklama tesisleri değişkendir ve genelde ortak banyo tuvaletlidir. Ve bazen bu turlarda 4 yada 6 kişilik odalarda konaklama yapılabilir. Turun detayında konaklama şekli ayrıntılı olarak yazılmıştır.
8-Ulaşımı kendim yaparsam nasıl buluşuyoruz?
Ana ulaşımımız FLY AIR'dir. Ve buluşma noktamız Trabzon havaalanıdır. Kendi imkanınız ile gelecekseniz ofisimizden buluşma saatleri konusunda detaylı bilgi alabilirsiiz. Bukla olarak FLYAIR uçak biletlerinizi biz alabiliyoruz.
9-Turda extra harcamam olur mu?
Turlarımız herşey dahil sistemine göre yapılmıştır. Dolayısı ile havaalanına vardıktan sonra hiçbir harcamanız olmaz. Sadece alkollü içecekler ve kişisel harcamalarınız olabilir. Bunun dışında herşey fiyata dahildir. |
|
TÜM TURLAR HAKKINDA |
 |

Turlarımız doğa turlarıdır ve yürüyüşe dayalıdır. Doğa turlarına sağlık problemi olmayan herkes katılabilir. Tura katılacak kişinin özellikle yürüme konusunda bir problemi olmamalıdır.
Doğa turlarının dinamiğinden dolayı Buklamania turun gidişatında ve programında genel yapıyı ve amacı bozmayacak her türlü değişikliği yapma hakkını saklı tutar. Yaralanma, hastalık, ekipmanın zarar görmesi, mekanik arızalar, resmi izinler, hava koşulları ve önceden kestirilemeyen durumlarda tur rehberi tur programında her türlü değişikliği yapabilir.
Katılımcılar tur ile ilgili tüm detayları Buklamania'dan almak zorundadırlar. Bu bilgilerin alınmamasından dolayı tur sırasında çıkabilecek her türlü sorun Buklamania'nın sorumluluğu dışındadır.
Birden fazla kişi adına yapılan kayıtlarda grup adına rezervasyon yapan kişi, diğer katılımcılara tur hakkında detaylı bilgi vermeli veya onların Buklamania ile irtibata geçip gerekli bilgileri almalarını sağlamalıdır. Katılımcıların dolaylı yoldan ve Buklamania dışından alacakları yanlış bilgilerden dolayı meydana gelebilecek olan tüm sorunlardan, kendileri sorumludur. |
|
TREKKING NEDİR? |
 |

Trekking, doğada yapılan yürüyüşlere genel olarak verilen isimdir.
İngilizce kökenlidir. Esası motorsuz araçlarla ve yük hayvanları ile yapılan iz sürme, patika takibi, dağ ve doğa geçişleri ve yürüyüşleridir. Trekking bir eğlence turu değildir. Belirli zorluklar içerir, konforlu değildir, daha çok spora dayalıdır. Bu sebeple trekkingi turizm turları ile karıştırmamak gerekir. Tur daha geniş kapsamlı bir faaliyettir.
Tarihine de bakıldığında 19. y.y da beliren naturalist akımla birlikte insanlar özellikle keşfetmek ve öğrenmek için doğaya gitmeye başlamış, bununla da beraber trekking grupları, hatta kulüpler oluşmuştur.
Şehir ve insan hayatının her açıdan gittikçe kirlenmekte olduğu bir gerçektir. Günümüz insanları olarak da şöyle bir hayatımıza baktığımızda; şehrin boğuculuğu içinde bir hayat sürerek yaşamakta, sonuçta doğal güdülerimizden, hislerimizden azar azar uzaklaşmakta olduğumuzu görürüz. Ancak her ne kadar şehir içinde yaşasak da, yine de doğaya olan bir merak vardır içimizde. Doğaya çıkmak, doğanın dinginliğini ve temizliğini görmek insanın içyapısında hissedilen bir ferahlamaya neden olur ve bu tekrarlandıkça şehirden ruhen kopmalar ve kendi iç hissiyatına geri dönüşler başlar. İşte Trekking ya da doğa yürüyüşleri insana doğayı ve kendini keşfettiren, tanıtan ve öğreten bir eğiticidir. Doğa yürüyüşleri işte bu ihtiyaçlarımızı karşılamak için en güzel adımları sağlar bize.
Genelde temiz hava almak, spor yapmak, sağlığımızı korumak, fotoğraflamak, keşfetmek, anlamaya çalışmak, doğa ile iç içe yaşamayı öğrenmek gibi türlü sebeplerle doğada yürüyüşler yaparız. Bu yürüyüşleri doğa ile uyum içinde yapılan geziler olarak algılamalı ve yeni bölgeleri keşfetmek için yapmaya devam etmeliyiz. Sadece bir hedefe varmak için yapılan yarış gibi değerlendirmek, trekking ruhuna uymamaktadır.
Trekking özellikle, doğanın yakından görülerek, detaylı incelenerek, sürekli güç sarf edilerek, irade gösterilerek yapılan bir yürüyüş ve keşif aracı olduğu için, araçlarla yapılan doğa turlarına göre daha üstündür. En önemli özelliği de kişinin iradesini ve dayanıklılığını kuvvetlendirmesidir.
İnsanın sağlığını korumak, kendine olan güvenini kaybetmemek, doğaya olan sevgisini artırmak için uzun seneler zevkle yapacağı yegâne spordur. Araştırmalar düzenli, tempolu ve devamlı bir yürüyüş yaşantısının önce fizyolojik ve akabinde psikolojik değerinin olduğunu kesin olarak göstermektedir. Ortalama 1 saatlik bir doğa yürüyüşü 500 kalori yaktırmaktadır. Kasları güçlendirir ve endorfin miktarını çoğaltıp strestesin azalmasını sağlar.
Trekking özel bir yetenek gerektirmez. Yediden yetmişe sağlıklı olan herkes yapabilir. Batı ülkelerinde ihtiyarlar tarafından daha fazla rağbet görmektedir. Trekkinge grup olarak veya yalnız gidilmek isteniyorsa bu işi yapan seyahat acentalarına başvurmanızı tavsiye ederiz (doğal olarak). Yok eğer acenta kanalı istenmiyorsa en azından kampçılık deneyimi olan ve bölgeyi bilen bir kişinin rehberlik ve liderlik yapması doğru olur ( Yine de trekking eğitimi almak doğru olanıdır ). Çeşitli trekking tipleri ve bunlara bağlı zorluk dereceleri vardır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YANIMDA NE TÜR MALZEMELER BULUNDURMALIYIM ? |
 |

Çok derin açıklama ve detaylara girmeden Trekking sporunda kullanılacak malzemeleri bir tanıyalım. Daha fazla bilgileri doğa sporları ile ilgili faaliyet veren kuruluşların, derneklerin sitelerinde ve piyasadaki eğitim kitaplarında bulabilirsiniz.
Her faaliyetin, her sporun kendine göre malzemeleri vardır. Bu malzemeleri mevsim ve bölge gözetmeden olmazsa olmazlar, mevsim ve yere göre de gerekecek malzemeler olarak ayırarak kullanırız.
Malzeme seçiminde dikkate alınması gereken en önemli husus; malzemelerin maksada uygunlukları, çok amaçlılıkları, sağlamlıkları ve hafifliklerinin göz önünde bulundurulmasıdır.
Malzemelerde doğru olanı kullanmak kadar akılcı olarak da seçim yapmak gerekir.
Trekkingde öncelikli malzeme giyimdir. Bunun nedeni yürüyüşte en önemli şeyin vücut sağlığı olduğudur. Vücut sağlığını bozmayacak rahatlıkta ve ferahlıkta giyim malzemeleri gereklidir.
Trekking de konaklama, yani kampta yapabileceğimiz için kamp malzemeleri de gerekmektedir. Açıklamasını yaptığımız tüm kamp malzemeleri kampçılığın temel ABC malzemeleridir. Standart malzemeler olarak ele aldık ancak konfor isteğinize ve şartlarınıza göre çeşitlendirmek sizin elinizde. Kitabın sonunda tam liste verdik faydalı olacaktır.
Şimdi önem sırasına göre malzemelerimizi tanıyalım.
Standart ( Olmazsa Olmaz ) Malzemeler :
* Aşağıda listesi bulunan malzemeler olmadan doğada yürüyüşe çıkmayın ve bu malzemeleri kullanmakta ustalaşın.
Yürüyüş için ortopedik, ayağa ve yere iyi tutunan yürüyüş botu ( mevsime göre bot seçilmelidir. )
Yazlık botun çok iyi havalandırma sağlaması, bileği koruması ama hafif ve yumuşak olması gerekir. Gore-Tex botlar yazın uygun değildir, botun tozdan ve kirden özel membranı zarar görür. Güneşin zararlı ışınları da Gore-Tex astar için zararlıdır.
En iyi yazlık trekking botları cordura kumaş ve süet deri olarak üretilenlerdir. Kışın yapılacak yürüyüşlerde kullanılacak botların da suya dayanıklı, tabanları sağlam ve dişli olması tercih edilmelidir. Gore-Tex botlar tercih edilmelidir. Pahalı bulanlar deri botlarını Wax’layarak su geçirmez hale getirebilirler.
Su şişesi veya matarası ( alüminyum olmalı )
Yanınızda taşıdığınız su bitebilir, temiz bir su kaynağı bulduğunuzda sağlam bir su kabına ihtiyacınız olacaktır. Her zaman bir matara sahibi olmak pet şişe ile su götürmekten daha iyidir. Pet şişenin kendini çöp gibi göstermek ve attırmak özelliği bilinen bir gerçektir.
Size tavsiyemiz plâstik veya alüminyum askeri mataraları kullanmayın. Boş halde bile ağır olurlar. En iyi seçim, alüminyum su veya çanta içine konulan ve bir hortum vasıtası ile su içilen koku yapmayan ve extreme ısı farklılıklarına dayanıklı plâstikten yapılmış su torbaları olacaktır.
Düdük
Gruptan kopabilirsiniz, kaybolabilirsiniz, bir yere yuvarlanıp bir yerinizi yaralayabilirsiniz. Ne ile diğer yürüyüşçüleri uyarıp, yerinizi belli edeceksiniz? Düdüğün tiz sesi sizin sesinizden üstündür ve daha uzaklardan duyulabilir. Bulabilirseniz bir tarafı termometreli bir tarafı pusulalı modelleri tercih edin ve düdüğünüzü kesinlikle bir iple boynunuza veya gömleğinizin düğmesine asın, asla da kaybetmeyin.
Çakı
Her zaman gerekli olmaktadır. Hayatta kalma durumuna girildiğinde bir çakı ile barınak yapılabilmekte ve bir geyik bile avlanabilmektedir. Tercihiniz daima av çakısından veya bir doğa sporcusu için daha da iyisi çok maksatlı penselerden yana olsun.
Pusula ( büyük veya küçük fark etmez )
Basit bir yürüyüşte yürüyüşe hangi istikametten başladığınızı bilmeniz gerekir. Yönünüzü muhafaza etmek için gereklidir. Tam bir pusula almak istiyorsanız, tercihiniz her zaman SILVA tip veya mercekli askeri pusulalar olmalıdır. Pusulasız doğa sporcusu olmaz.
Şapka
Yaz/Kış gereklidir. Bir şapka ile güneşin altında en az iki saat daha fazla kalabilirsiniz. Çok soğuk bir ortamda da ısı kaybınızı asgari düzeyde tutabilirsiniz. Geniş kenarlı şapkalar Yaz/Kış idealdir.
Ateş başlatıcı malzeme ( kibrit, çakmak, varsa magnezyum çubuğu v.b. )
Yürüyüşte suya düştünüz, hava güneşli ama esinti fazla veya akşam karanlığında kayboldunuz. Ateş en büyük kurtarıcıların başında gelir. Suya dayanıklı veya ıslanmaya karşı önlem alınmış malzemeler kullanın. Normal bir kibriti balmumuyla veya üzerine mum eriterek su geçirmez hale getirebilirsiniz.
Rüzgârlık veya yağmurluk
Molalarda terli halde esintide kalabilirsiniz, böyle bir durumda bir rüzgârlık hayat kurtarıcı olacaktır. Hava bir anda döner ve sağanak verebilir, yanınızda getirdiğiniz yağmurluk hele hele en iyisi bir panço sizi koruyacaktır. Pançolar çadır olarak bile işlem görebilir. Doğada garanti diye bir kelime yoktur. Garantinizi siz sağlamaya çalışın.
Sırt çantası
Yazın daha ufak, kışın biraz daha büyük çanta kullanılır. Yazın içine koyulacak malzeme miktarı kışa göre biraz daha az olduğu için 35 Lt. lik bir çanta yeterlidir. Kışın ise 40 Lt. den başlayan çantalar sağlıklıdır. Çantalarınızın yanlarında mutlaka su şişesi veya matara cebi olmalıdır. ( Kamp malzemeleri bölümünde biraz daha detaylı açıklanmıştır )
Ek gıda ve İlk yardım kiti
Her ne kadar rehberlerinizde ilk yardım çantası olsa da siz genede yanınızda basit ilk yardım malzemelerinden bulundurun. Yara bandı, bir adet bandaj gibi. Bunların dışında sürekli kullandığınız bir ilaç varsa yanınızda bulundurun ve konu hakkında rehberinizi bilgilendirin.
Mevsim ve Bölgeye Göre ( Gerekecek ) Malzemeler:
( Duruma ve ihtiyaca göre kullanılan malzemelerdir. )
Bere, eldiven, balaklava ( maske )
• İç giyim
• Orta giyim
• Dış giyim
• Bileği saran bot
• Baton
• Tozluk
• Mayo, şort
• Spor ayakkabı, sandalet
• Dudak kremi, güneş kremi
• Güneş gözlüğü
• Alın veya el feneri
Bukla size katılacağınız tur ile ilgili gereken malzemeleri söyleyecektir.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
TREKKING ÇEŞİTLERİ NELERDİR? |
 |

Trekking ismi genel olarak kullanılsa da farklı çeşitleri ve yan stilleri vardır. Klasik ve asıl trekking yürüyüşünün içinde rehberin yanı sıra yardımcı rehber, yük hayvanları veya dağcılıktaki sherpa gibi taşıyıcı insanlar ve aşçı bulunur. Burada yürüyüşçüler sadece yürümektedir. Bu tip doğa yürüyüşleri dünyada ve ülkemizde bazı yerlerde halen yapılmaktadır. Ama daha çok yapılmakta olan ( bence de olması gerektiği gibi ) trekking, yürüyüşçünün yükünü tamamen kendisinin taşıdığı, meşakkatine de kendisinin katlandığı türdür. Çok yapılmayan iki trekking türünün de birincisi keşif/macera yürüyüşleri, ikincisi de daha çok zorlu çıkışları içeren devamlı yükselerek yapılan dağcılık gibi olan trekkingdir.
Dayhiking : Günübirlik doğa yürüyüşleri. Genelde orman patikalarında yapılmaktadır.
Hiking : Genelde yaylalarda yapılan, gerektiğinde konaklama da yapılan sırt çantalı orta yürüyüşler.
Backpacking: Konaklamalı, genelde dağcılık maksatlı sırt çantalı uzun yürüyüşlerdir.
Ormanda Trekking
Ormanda yapılan trekkingler çoğunlukla vadi tabanına yakın yerlerde ve patikalarda yapılırlar. En çok yapılan trekking yeridir. Ormanda dikkat edilmesi gereken en önemli şey sık bitki örtüsü içinde kaybolmamaya çalışmaktır. Patika veya izleri kaybetmeden gitmeye dikkat etmek gerekir. Sık ve alçak bitki örtülerinin içine girmemeli ve önde giden yürüyüşçü ile aradaki mesafeyi 2 m .nin üstüne çıkarmamalıdır. İyi bir rehberin orman yaban hayatını ve bitki örtüsünü de bilmesi beklenir.
Çölde Trekking
Çölde trekking sık yapılmamaktadır. Özellikle ülkemizde çöl trekkingi olarak yapılacak bir bölge mevcut değildir. Yüksek gelir grubu genelde Afrika kıtasındaki çöllerde safari tarzı trekkingler düzenletmekte veya olan organizasyonlara katılmaktadırlar. Çöl trekkinginin temel ulaşım vasıtası genelde deve ve at olmaktadır. Nadiren çöl araçları kullanılmaktadır. Çöl trekkingini en çok düzenleyen ülke Fransa’dır. Çölde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, sıcak çarpması, su kaybı ( dehidrasyon ) ve kondisyondur. Çölü iyi tanıyan rehberler gerekmektedir.
Dağlık Alanda Trekking
Zaten genelde dağcılığa girmektedir. Kondisyona ve malzemeye dayalı bir spordur. Kayalara, çarşak bölgelere, yükseklerdeki soğuğa, hipotermiye ve düşmemeye dikkat etmek gerekir. Rota ve bölgeyi iyi bilen bir dağcının veya mihmandarın rehberliğinde yapılmaktadır.
Açık Alanda ( geniş yayla ve ovalarda ) Trekking
Yaylalar arası geçişler ve yürüyüşlerdir. Çoğunlukla kamplıdır. Dikkat edilmesi gerekenler genelde çoban köpekleri ve açık hava şartlarıdır.
Kanyon veya Dere Yatağında Trekking
Oldukça zorlu, özellikle kanyon geçişlerinde daha fazla teknik bilgi gerektiren, kondisyon ve efor sarf ettiren, malzemeye dayalı bir aktivitedir. Dikkat edilmesi gerekenler düşebilecek kayalar, suların sürükleyip sıkıştırdığı kütükler, ıslak kaya ve zeminler, çatlaklar, yarıklar ve uzun süre ıslak kalma durumunda oluşabilecek üşütmedir.
Rotalı Yürüyüşler
Belirli bir güzergâhı ve rotası olan, harita, pusula, GPS gibi navigasyon malzemelerinin kullanıldığı, uzun, konaklamalı, keşif maksadı da taşıyan, ormanlık ve dağlık arazide yapılan yürüyüş tipidir. Dikkat edilmesi gerekenler kaybolmamak, rotayı doğru okumak ve kondisyondur. Harita ve arazi bilgisi yüksek bir rehberin olması gerekir.
Rotasız Keşif / Macera Yürüyüşleri
Özellikle ormanlık ve dağlık alanlarda yapılan, belli bir rotası olmayan, keşfe dayalı, kamp donanımı gerektiren süresi sınırlandırılmamış, yüksek dikkat, efor ve kondisyon isteyen yürüyüşlerdir. Rehber bile nelerle karşılaşacağını bilmez. Dikkat edilmesi gerekenler yaralanmamak ve malzeme kaybına neden olmamaktır. Hazırlığın çok iyi yapılması ve ruhen hazırlanılması gerekir. İlkyardım kiti her yürüyüşçüde ayrı ayrı olmalıdır. Rehberin orman bilgisi, hayatta kalma ve avcılık deneyimlerinin olması faydalıdır.
Kış ( kar ) Yürüyüşleri
Kış yürüyüşleri biraz daha fazla efor ve malzeme gerektirir. Kışın vücut, kar üzerinde yürüyüşte daha çok yorulur, bunun nedeni taşınan malzemelerin ağırlığının artması ve soğuğun vücudu daha çok zorlamasıdır. Soğuk, ıslak ve kar kışın yapılan doğa yürüyüşlerine en fazla etki eden etmenlerdir. Kalorisi yüksek karbonhidratlı yiyecekler yemeli ve terleme olayına çok daha fazla dikkat etmelidir. Kışın yapılan yürüyüşler çok daha iyi plânlama ve zamanlama gerektirir.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
NASIL GİYİNMELİYİM ? |
 |

Doğa yürüyüşçüsü ve sporcuları aktivite süresince vücut ısılarını dengede tutmalı ve korumalıdırlar. Vücudun Hipotermiye ( vücudun aşırı soğuması ) ve Dehidrasyona ( vücudun aşırı su kaybı ) uğramasına izin vermemek gereklidir. Ani değişen hava şartlarına çabuk tepki göstermek gerekir. Bu yüzden özellikle doğa sporları ile ilgilenenler giyimlerini katmanlar halinde uygulamaya dikkat etmelidir. Bu tarz giyim vücut için regülatör görevi görecektir. Önem sırası içten dışa doğrudur. İçten dışa doğru katmanlar halinde giyinmesinin nedeni; Vücut ısısı yükseldikçe kademe kademe soyunarak yükselen ısıyı azaltmak ve terlemeyi kontrol altına almak, vücut ısısı düştükçe de kademe kademe giyinerek düşen ısıyı yükseltmek ve soğumayı kontrol altına almaktır. Sonuçta vücut ısısı dengede tutulmaya devam edilmiş olacaktır. İç çamaşırı üzerine giyilmiş kalın bir kazağı terlediğinizde çıkarmanız gerektiğinde çok çabuk üşüyeceksiniz ve tekrar giymek zorunda kalacaksınız, tek katınız bu olduğu sürece hastalık peşinizden ayrılmaz. Ancak ince ama fazla katlar halinde giyindiğinizde ısınızı istediğiniz gibi dengeleyebileceksiniz.
Doğada giyimimizi iki duruma göre daha ayarlayabiliriz; Birincisi “Hareket Halinde Giyim”, ikincisi “Mola Anındaki Giyim”
Vücudumuzun yürüyüş sırasındaki ısınmasından dolayı terleme ve yorgunluk oluşur. Bunu kontrol altına alacak bir giyim tekniği uygulamamız gerekir. Buda katları teker teker çıkarmaktır.
Molalarda da, kan dolaşımımız yavaşlayacağı için vücut ısımız süratle düşmeye başlar burada da bunu önlemek gereklidir. Çıkardığımız katları teker teker giymek gerekir.
İç katman giyim, orta katman giyim ve dış katman giyim olarak üç kısma ayrılır. Katmanları inceledikçe daha detaylı anlayacaksınız.
İç Katman Giyim: Ana kattır. Vücudumuzu kuru tutacak asıl katman budur. Son derece sağlıklı iç giyimi kullanmamız gerekir. Önemli olan iç katman giyimin ter buharını vücuttan uzaklaştırarak, vücudun kuru kalmasını sağlamasıdır. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta iç giyimin vücudumuzu sıkmayacak ama saracak şekilde uygulanmasıdır. Bundan da sebep, teri daha çabuk vücuttan uzaklaştıracak şekilde tene temas etmesi gerekliliğidir. İç giyime; İç çamaşırları ve bunların üzerine içlik dediğimiz uzun kollu ve paçalı giyim girmektedir. İç çamaşırlarınızda sentetik kullanacaksınız anti-alerjik olanları tercih edin. İçliklerinizde de özel üretilmiş sentetik ürünler kullanmaya dikkat edin.
Orta Katman Giyim: Vücudumuzu sıcak tutacak katmandır. Isı yalıtımı ve temiz kuru hava sirkülasyonu yüksek olmalıdır. Sık kullanılan adı Polar olan Fleece kumaş veya sentetik yün karışımı kumaştan giyimler tercih edilmelidir. Islandıkları zaman ısı yalıtım özelliklerini çabuk kaybetmeyen malzemelerdir. Vücuda sıkmayan, rahat ve bol şekilde giyilmesi hem kan dolaşımı açısından, hem de ısı yalıtımına katkı açısından gereklidir. Polar tip kazaklarda fermuarlı olanları tercih edin. Fazla ısındığınızda çıkartmadan sadece önünüzü açmanız bile şaşılacak kadar fark ettirecektir, polar malzemenin özelliğini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
Yazın yapılacak yürüyüşlerde de kalın keten kumaştan safari tip gömlek ve pantolonları tercih edin.
Dış Katman Giyim: Vücudumuzu rüzgârdan, alt giyimimizi de ıslaktan koruyacak giyimdir. Su ve rüzgâr geçirmeyen ama ter buharını da dışarı veren, yani solunum yapabilen giyim tercih edilir. Yoğunlaşmaya neden olduğu için Nylonu sadece sağanak yağışta kullanmaya tercih edin.
Örnek Yürüyüş Giyimleri:
İlkbahar ve Sonbahar Mevsiminde ;
- S-Shirt, polar anorak, sentetik pantolon, rüzgârlık, yağmurluk, şapka.
Yaz Mevsiminde ;
- T-Shirt, keten safari gömlek, keten/pamuklu safari pantolon, rüzgârlık, şapka.
Kış Mevsiminde ;
- S-Shirt, polar anorak, su geçirmez parka, yağmurluk, bere, eldiven.
Asla Kullanılmayacaklar:
• Kot pantolon ( pamuklu olup çabuk ıslanır ve kuruması çok zordur ve sert olduğu için rahatsızlık verir )
• Pamuklu çorap ( çabuk nem toplar ve zor kurur. Üşütmeye başlar )
• Mokasen ayakkabı ( Komik ve sağlıksızdır )
• Kalın yün kazak ( Fazla ısındığınızda çıkardığınız zaman üstünüzde başka bir şey olmayacaktır. Tek başına kalın bir yün kazak yerine birkaç kat ince giysi giymeniz daha doğru olandır )
• Deri eldiven ( Çok su tutar ve kuruması zordur )
Giyimde Gereken Temel Özellikler:
- Hafif olması ve az yer kaplaması
- Sıcak tutması
- Az nemlenmesi ve kolayca kuruyabilmesi
- Ter buharını dışarı verebilmesi
- Rüzgar ve yağmura karşı koruyucu olması
- Rahat ve hareketleri kısıtlayıcı olmaması
- Giyilip çıkartılmasının kolay olması
- Aşınmaya dayanıklı olması
* Pamuklu kumaş çabuk nem toplar ve kuruması uzun sürer. Üşütür. Bu yüzden doğa sporlarının dışlanmış kumaşıdır.
* Doğa sporlarında kullandığımız kumaşlar genellikle; Meraklon (polypropylene), polyamid,polar ( Fleece ) ve yün olmaktadır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
BATON NEDİR VE NE İŞE YARAR? |
 |

BATON:
Kayakçıların ana malzemelerindendir ancak bugün daha değişik modellerde ( uzatılıp kısaltılabilen teleskopik ) üretilenleri artık dağcıların ve yürüyüşçülerin de sık kullandıkları destek malzemeleri olmuştur. Sırt çantalı veya sırt çantasız yürüyüşlerde, özellikle uzun mesafeli yürüyüşlerde yorgunluğu azaltan, vücudumuzun yükle olan ağırlını dengelemeye yardımcı olan ve artık gerekli olmaya başlayan bir yardımcıdır.
Yorulma durumunda dayanılan, travers geçişlerde ( yan yamaç yürüyüşü ) emniyet desteği veren, vücuda binen ağırlığı dağıtan faydalı bir alet.
Kayak batonlarına çok benzer, farkı iç içe geçirilerek teleskopik özellik kazandırılmış olmasıdır. Bundan amaç sırt çantamızda gereksiz uzunluk yapmaması ve baton kullanılamayacak yerlerde uzunluğuyla engel teşkil etmesin diye taşıma kolaylığı sağlamaktır. Karbon oranı yüksek hafif alüminyumdan üretilmişlerdir. Kayak batonlarından biraz daha hafiftirler. Uzatılınca geçme noktaları sıkıştırılabilecek şekilde içeriden yiv ve setlendirilmiştir.
Uçları sert bir metal alaşımından ( en iyisi tungsten ), sap kısmı rahat bir kavrayış yapabilecek şekilde ergonomik ve avuç içi terlemede kaymayacak şekilde kaliteli sünger gibi bir malzemeden imaldir.
Özellikle, yüklü bir sırt çantası ile eğimi yüksek bir yamaç veya sırt çıkışında ( veya inişinde ) fazlaca güç sarf edilir ve kimi zaman yükün ağılığından dolayı denge bozulur. Yükün dengemizi bozması kaymalara, düşmeler neden olabilir. (Yürüyüşçü 65 kg .)+ (Sırt çantası 20 kg .)= toplam ağırlık 85 kg . olur. Bacaklarımızın ( tahmini ağırlığını (2x10 kg.) hesaba katmazsak ) taşıyacağı üst vücut ve çantanın toplam ağırlığı ortalama 65- 70 kg .dır. 20 kg . ağırlığa sahip sırt çantası 1 saat sonra iki katı ağırlığa ulaşmış hissi verecektir. Bu da kasların yorulmasından kaynaklanmaktadır. Sonuçta bacaklarımıza 85 kg . toplam + 20 kg . hissi ağırlık= 105 kg .a ulaşan bir ağırlık yüklenecektir. Bacaklarımız bu ağırlığı taşımaktadır ve her adım atışta tek bir bacak iki bacağa etki eden bu ağırlığı, kaldırılan diğer bacağın ağırlığıyla birlikte tek başına taşıyacaktır. Yani, tek bir bacağa düşen yük ortalama (105+10)=115 kg. olacaktır. En ufak bir kaymada düşmek kaçınılmaz olacaktır ve sırt çantası ile düşmeler daha tehlikelidir.
Batonların Teknik Olarak Faydaları;
• Toplam ağırlığı ( Yürüyüşçü + Yük ), kollarımız aracılığı ile dağıtacak ve yere aktaracaktır ( iki batonla takriben yükün 1/5 ağırlığını ) bu da önemli bir orandır.
• Her adım atmada da yükün ağırlığının tek bacak üzerine kısa süreli binmesinde bacağa destek olacak yine yükün ağırlığını dağıtacak ve yere aktaracaktır ( iki batonla takriben yükün yine 1/5 ağırlığını ) yalnız bu sefer batonlara ve kollara daha fazla yüklenilecektir.
İniş daha acılıdır yükün ağırlığı en az 200 kiloya denk olacaktır. Burada batonlar toplam ağırlığın 2/5 sini karşılayacaktır. Ayrıca batonlar denge bozulmasında muhtemel düşme noktamıza dayanak olacaktır ( Dört ayaklıymışız gibi )
Ayrıca, ayakta dinlenme anında masaya dayanmış gibi batonlara yüklenerek, fevkalade fark edecek kısa bir dinlenme sağlanabilecektir. Bacaklarımızın taşıdığı toplam ağırlığın bu sefer de 3/5 kısmını yere aktaracaktır. Yine çıkışlarda asılırcasına tutamaklarımız olacaktır.
ÖNEMLİ NOT: Her ne kadar baton çok işinize yarayacak ve yürüyüşünüzü kolaylaştıracaksa da ilk kullanımda problemlerle karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle batona alışana kadar çok engebeli ve kayalık yerlerde (yani batonu kullanayım derken düşünce başınıza birşeyler gelebilecek yerlerde) kullanmayın. Düz, kolay, batonun bir yere takılmayacağı veya sizin allahım bu batonu nereye koyacağım demeyeceğiniz yerlerde kullanın. Batona alıştıktan sonra zaten hareketleriniz otomatikleşecek.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
TOZLUK NEDİR VE NE İŞE YARAR? |
 |

SÜPER MALZEME MUTLAKA EDİNİN:)
Özellikle kar içi yürüyüşlerde botumuzun içine kar girmesini ve pantolon paçamızın ıslanmasını engelleyen bir malzemedir. Tozluk çalılık ve fazla tozlu alanlarda da işimize yarar. Botumuzla pantolon arasında kalan bilek kısmını korur, içeriye çalı çırpı ve toz girmesine mani olur. Ayak bileğini çok az aşan sığ sulardan hızla geçmek şartıyla da yine botun içine su girmesini büyük oranda önler.
Su geçirmeyen, sık dokulu, cordura kumaştan mamul olanlarını tercih etmelidir. Gore-Tex kumaştan olanlar pahalıdır. Cordura kumaşa özel sıvılar sayesinde daha fazla su geçirmezlik kazandırılabilinir. Velcro / Amerikan Fermuar ( cırt bant ) olanlar tercih edilmelidir. Yıprandıkça değiştirilmeleri daha kolaydır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YÜRÜYÜŞE VEYA KAMPA NASIL BİR FENER GÖTÜRMELİYİM? |
 |

Alın veya El feneri:
Yanınızda mutlaka bir el feneri götürmeye çalışın, kamp kuracaksanız zaten mecbursunuz. Yedek pillerini de unutmayın. Alın feneri tercihimizdir. Çünkü ellerimizin boşta olması öncelikle iş görme rahatlığı ve emniyet gereğidir.
Geceye kalabiliriz ve yürümeye devam etmek durumunda olduğumuz da bir elde el feneri diğer elde baton olmaz. Düşme eğiliminde iki ele de boş olarak ihtiyaç olacaktır.
Pillere gelince:
Normal piller, çabuk tükenirler ve fazla rağbet görmezler.
Alkalin piller, daha fazla dayanırlar ve enerjileri yüksektir. Ancak soğuk havalardan etkilenir ve bittikçe ışık verme enerjileri hızla düşer.
Nikel Kadmiyumlar, en az 500 kez rahatlıkla şarj edilebilirler. Soğuğa dayanıklıdırlar, fazla etkilenmezler. Ancak enerjileri daha düşüktür.
Tercih etmeniz gereken malzeme; xenon veya krypton ampullü kafa fenerleri olmalıdır. Yanınızda da hem alkalin, hem de nikel kadmiyum pillerden taşımanız doğru olur.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
UYKU TULUMU VE MAT NEDİR? NASIL KULLANILIR? |
 |

Uyku tulumları kamp ortamındaki yatağımız, yorganımızdır. O an çadırınız olmasa bile uyku tulumunuz olmalıdır. Bir mağarada da geceleyebilirsiniz. Ama uyku tulumu olmadan olmaz.
Uyku tulumları şekil itibari ile mumya tip ve kare tip olmak üzere ikiye ayrılır. Yapı itibari ile de kuş tüyü ve sentetik olmak üzere ikiye ayrılır. Burada uyku tulumlarına çok kısa değineceğiz. Kumaş ve dolgu maddelerinin tüm detaylarına girmeyeceğiz.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı
Uyku tulumu alırken tek bir seçenek belirlemek zordur. Bunun nedeni de uyku tulumlarını kullanacağımız ortamların ve iklim şartlarının çeşitliliğidir. Her şart ve iklim için ortak, tek bir uyku tulumu belirleyemeyiz. Sadece tek bir mevsimde sınırlı sayıda faaliyete katılacaklar için seçim, mevsimine uygun tek bir uyku tulumu olacaktır. Ama tüm sene faaliyetlere katılacaklar için yazlık ve kışlık en az 2 adet uyku tulumu olması gerekir. Yazın pike, kışın yorgan gibi. Ekstrem faaliyetler yapmadığınız sürece uyku tulumu seçimleriniz kolay olacaktır. Uyku tulumu alırken genellikle tolerans değerini üst değer kabul edin )
Mumya Tip: Baş kısmı dar, omuz kısmı geniş, ayak kısmı dar olacak şekilde dizayn edilmişlerdir. Isı yalıtımı ve muhafazası yüksektir.
Kare Tip: Uzun bir dikdörtgen şeklindedir, köşelerinin 90 derece oluşundan dolayı kare tip diye anılırlar. Isı yalıtımı ve muhafazası mumya tipe nazaran biraz daha aşağıdadır. Yalnız içinde hareket serbestliği daha fazladır.
Kuştüyü ( Kaz Tüyü ) Uyku Tulumları: Yüksek oranda sıkışabilir, hafiftir ve ısı yalıtımı mükemmeldir. Ancak ıslandığında ısı yalıtımını tamamen kaybeder. Pahalıdırlar.
Sentetik ( Elyaf ) Uyku Tulumları: Daha az sıkıştırılırlar, ağırdırlar ve ısı yalıtımları iyidir. Islandıklarında ısı yalıtımlarını kolay kolay kaybetmezler. Pratik ve ucuzdurlar.
İlgili mevsimlerde tercih edilecek uyku tulumu ısı faktörleri ( Değerler dağlık alanlar dışındaki yerler içindir ):
1- İlkbahar mevsimi ( +5 / 0 / -5 C )
2- Yaz mevsimi için ( +10 / +5 / 0 C )
3- Sonbahar mevsimi için ( 0 / -5 / -10 C )
4- Kış mevsimi için ( -10 / -15 / -20 )
5- Extreme şartlar için ( -20 / -25 / -30 C )
Uyku tulumlarının ısı koruma faktörleri;
Konfor – Tolerans ( Geçiş ) – Koruma
Örnek: +5 (Konfor noktası) / 0 (Tolerans noktası) / -5 (Koruma noktası)
Konfor: Rahat ettiğimiz ısı noktasıdır. Bu derecede hiçbir problem yoktur.
Tolerans: Soğuktan koruyan geçiş noktasıdır. Bu derecede soğuktan korunuruz. Konfor derecesine yakın bir rahatlık sağlar, biraz daha serin kalırız.
Koruma: Donmadan koruyan noktadır. Donmayız ancak oldukça üşürüz.
Dikkat : Uyku tulumu üreticileri ısı faktörlerini belli bir standarda yakın söylerler. Ancak Uyku tulumlarının üzerinde yazan koruma faktörleri, kişinin metabolizmasına ve fizik yapısına göre değişiklik gösterecektir. Yatmadan önce yenen yemeklerin kalori miktarı ve yatmadan önce giyilen giysi bile uyku tulumundaki konforumuzu ve tulumun koruma faktörünü etkileyecektir. -10 C konfor derecesi bulunan bir uyku tulumunda rahat bir gece geçiren kişi, ertesi gece uyku tulumunda aç olarak, uygun olmayan bir giyim ile ve yorgun olarak yattığında üşüyebilir.
Uyku Tulumu İle İlgili Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Uyku tulumunuzu kılıfına asla ıslak veya ter nemli olarak koymayınız.
Gerdirerek, ince oklava yaparak veya katlayarak kılıfına asla koymayınız. Tıkınız. Devamlı gerilen ve katlana aynı yerler yıpranır.
Uzun süre kullanmayacaksınız asarak veya hurç tipi büyük çantalar içinde kabartarak koyunuz.
Uyku tulumunuzu ne şekilde taşırsanız taşıyın, yani çanta içinde veya dışında kendi kılıfına koymadan önce gerçekten su geçirmez bir kılıfa daha koyun.
Uyku tulumu alırken fermuarlarının iç ve dıştan elyaflı kumaş ile yalıtılmış olmasına dikkat edin.
Uyku tulumunuzda asla şort ve T-Shirt ile veya çıplak olarak yatmayın. Uyku tulumunun iç kumaşı direkt olarak teninizle temas etmemeli. Ter buharımızın yanı sıra vücudumuzdan yağ da çıkar ve bu uyku tulumunun iç kumaşının gözeneklerinin tıkanmasına akabinde ısı yalıtımı için gerekli olan solumanın azalmasına neden olur.
NOT: Buklanın kamp turlarında verdiği tulumlar -17 ve -23 derece korumalıdır.
MATLAR:
Matlar doğada yataklarımızdır. Uyku tulumunun altına serdiğimiz şiltelere mat denir. Yerden gelen soğuğu vücudumuza iletmeyip, bizim ısımızı da tutarlar.
Kapalı hücre dolgulu dediğimiz köpük matlar ve hava ile şişirilerek kullanılan şişme matlar olarak iki tiptirler.
Şişme matlar pahalıdırlar ve kullanımı daha dikkat gerektirir. Delinebilir. En önemli özellikleri taşıma kolaylığı sağlaması ve çanta dışında ekstra bir çıkıntı vermemesidir. Köpük matlar daha ucuzdurlar 11 – 12 mm . olanlar tercih edilmelidir. |
|
SIRT ÇANTALARI VE KULLANIMI |
 |

Faaliyetlerimizde kullandığımız malzemeleri taşımak için sırt çantalarına ihtiyaç duyarız. Sırt çantaları aktivite çeşitlerine ve aktivite sürelerine göre sınıflandırılıp, ölçülendirilirler. Dağcılık ve Trekking sırt çantaları aslında ayrıdırlar. Aralarında ufak tefek farklar olmasına rağmen birbirlerine benzemektedirler. Ancak dağcılık sırt çantaları daha fazla rağbet görmektedir.
Dağcılık amaçlı çantalarda teknik malzeme monte bağlantıları olmasına karşın, trekking amaçlı çantalarda baton ve su şişesi bağlantı ve cepleri mevcuttur. Dağcı çantalarında daha az, trekkingci çantalarında daha çok cep bulunur.
Çanta alırken, dayanıklı kumaş ve sağlam dikiş teknikleri ile dikilmiş olmasına, mutlaka iç iskelet dediğimiz alüminyum profillerin bulunmasına, ağırlığı kalçaya veren sırt ve bel sisteminin olmasına, bel için enli ve kalın, omuz için yumuşak kolonlara sahip olmasına, çanta içinin fermuar veya büzgü ile birbirinden ayrılan iki bölümlü olmasına ve suya dayanıklı olmasına, çantayı küçültecek sıkıştırma perlonlarına sahip olmasına dikkat etmek gerekir. Dış iskeletli yani metal iskelet üzerine takılan çanta sistemi denge ve emniyet problemleri meydana getirdiğinden tercih edilmemelidir. Zaten bu tip eski çantalar artık üretilmemektedir.
Sırt çantasının büyüklüğü, kullanıcının boyuna da uygun olmalıdır. Boya göre litre.
Yani: 1.70 cm . boya 65 litre çanta idealdir. ( Ancak yinede aktiviteye göre ölçüye dikkat etmek gerekir ).
Yazın günlük yürüyüşlerde : 25 lt.
Kışın günlük yürüyüşlerde : 35 – 40 lt.
Yazın bir gecelik kamplarda : 50 lt.
Kışın bir gecelik kamplarda : 60 – 70 lt.
Özel Ekspedisyonlarda : 70 ve yukarısı.
Sırt Çantasını Yerleştirme :
- Malzemeleri yerleştirirken poşetleme sistemi uygulanmalı.
- Ağır malzemeleri sırta ve alta yakın, hafif malzemeleri de çantanın dışına ve üstüne
doğru yerleştirmeli.
- En son kullanılacak malzeme çantaya önce konulmalı.
- Acil kullanımı olan malzemeler çantanın üst kısmına ve ceplerine konulmalı.
- Ocak yakıtları şişeleri içinde ama aynı zamanda torba içinde çantanın en dış ceplerine yerleştirilmeli.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
ÇADIR KULLANIMI VE BAKIMI |
 |

Çadırlar doğaya götürdüğümüz evlerimizdir. Dikkatli seçmemiz gerekir. Çadır seçiminde ilk göz önünde bulundurmamız gereken şey, sağlamlılığı ve hangi maksat için ne tip bir çadır olacağıdır.
Çadırları aktiviteye ve ortamına göre yani, dağcılık, kampçılık, plâj ve kamping bölgesi maksatlarına uygun seçmek gerekir. Plâj çadırı ile dağa, dağ çadırı ile de plâja gidemeyiz.
Çadırlar kullanım alanları gibi yapıları ile de farklılıklar gösterirler. Yapı olarak, üçgen tip, dome denilen kubbe tip, çok kenarlı geodesic dome tip ve kanvas kumaştan yüksek tavanlı sahra tip olmak üzere farklı dizayndadırlar.
Birde kumaş ve sağlamlık açısından ayrılırlar; 3 mevsim, 4 mevsim, 5 mevsim ve extreme şart çadırları olarak. Buradaki olay kumaş kalınlıkları ve su geçirmezlik oranlarıdır. Mevsim rakam oranı yükseldikçe çadırın ortam sağlamlığı ve ağırlığı artmaktadır. Kâğıtların gramajı gibi.
Çadırımızı Nasıl Seçeceğiz:
Öncelikle ne maksatla kullanacağımıza, kaç kişilik olacağına ve ne sıklıkla kampçılık faaliyeti yapacağımıza karar vermemiz gerekmektedir.
Sonra tipine karar vereceğiz.
Malzemesinin kalitesine ve su geçirmezlik durumuna bakacağız. Su geçirmezlikte bakmamız gereken en önemli nokta dikişlerin ısıl sistemle arkadan yalıtılmış olması. Polyester naylon karışım çadırlar iyidir.
Çadırın içine bağdaş kurup oturduğumuzda başımızdan 20 cm . yüksek olmalıdır. Pollerin ( direkler/iskelet/omurga ) alüminyum olanlarını tercih edin. Çadırın içinde de el feneri, düdük, kitap gibi malzeme koymak için cepler olmalıdır.
Çadırı çift kat seçin, yani iç çadır ve dış tente olarak. Tek kat çadırların iç duvarı, gündüz/gece farkından (sıcak/soğuk farkı) ve nefes buharımızdan dolayı yoğunlaşma neticesi terlemekte, yani nemlenmekte ve tabanına akan damlacıklardan sırılsıklam olmaktadır. Çift kat çadırlarda iç çadır hava geçirgen bir kumaştan mamuldür ve tek özelliği nemlenmiş olan dış kattan sizi uzak tutmasıdır. Ayrıca çift kat çadırlar tek kat çadırlara nazaran biraz daha sıcak tutarlar.
Tek kişilik çadırda tek kişi, iki kişilik çadırda iki kişi sadece rahatça yatabilirler. Eşyaların tümüne yer kalmaz. Bu yüzden tek kişi iseniz çift kişilik, iki kişi iseniz üç kişilik çadırlar seçmeniz daha konforlu bir ortam oluşturacaktır
Çadırlarda birde hol veya bagaj dediğimiz, eşya, ayakkabı veya köpeğimiz için bir boşluk olmalıdır.
Tavsiyemiz iki kişilik, dört mevsim, çift katlı, su geçirmez, hollü, dome tip bir çadırdır.
Çadırların Bakımı:
Çadırlarınızı kılıfına asla ıslak ve çamurlu koymayınız. Acil ayrılmak için koysanız bile eve dönüşte çadırınızı açıp, mutlaka kurun ve sadece yumuşak bir sünger ve su ile fazla ovalamadan yıkayın. Deterjan kullanmayın çünkü çadırınızın su geçirmezliğini ortadan kaldıracaktır. Daha sonra da açık vaziyette çadırınızı kurumaya bırakın.
Çadırın gövdesinde olan yırtılmaları tamir ederken yırtık yerlere yamayı dikmeyin, özel yapıştırıcıları ile yapıştırın. Dikişler çadırın gergin gövdelerini yıpratırlar. Hem yapıştırıcının etkisi zamanla yok olsa bile yama rahatlıkla yenilenebilir. Ama üst üste yapılacak dikiş çadır kumaşını parçalayacaktır.
Bu sporun yürüyüş maliyeti genelde organizatör seyahat acentasının belirlediği fiyattır. Hizmet paketi standart olarak; Ulaşım, rehberlik ve kumanya ücretinden oluşmaktadır. Bunun dışında eğlence ve malzeme desteği gibi ekstra hizmetlerde bulunabilmektedir.
Trekking sporuna gönül verenler için maliyet alacakları malzemelerden dolayı doğal olarak artacaktır. Burada net fiyat veremeyeceğiz çünkü malzeme fiyatları dövize bağlı değişmektedir. Ancak çok pahalılardan seçilmemek suretiyle alınması gerekli olan yürüyüş botu, sırt çantası, pusula ve baton dörtlüsünün şu anki ortalama maliyeti 350 – 400 YTL. yi bulmaktadır.
Trekkingi tanıyıp, bu sporu devamlı yapmak isteyecek kişinin kaliteli malzemeler alması tavsiye edilir. Ömrünün ilk yürüyüşü için harcayacağı toplam maliyet de; Acenta Yürüyüş Ücreti + Malzemedir.( Daha sonra harcayacağı tek para yürüyüş ücretleridir)
NOT: Buklanın kamp turlarında kullandığı çadırlar Salewa marka 3 kişilik çadırlar olup 4 mevsim kullanıma uygundur.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YÜRÜYÜŞ TEKNİKLERİ |
 |

Düz Yürüyüş: Yol gibi düz zeminde yapılmaktadır.
Zik-Zak Yürüyüş: Bu teknik yamaç çıkılacağı zaman uygulanmaktadır. Yürüyüşçünün daha az enerji harcaması ve kaslarının daha az yorulması için "S" ler çizilerek yapılan yürümedir.
Dik Çıkış: Yamaç arazilerde yolu kısaltmak amacıyla daha fazla enerji harcanarak yapılan yürüyüştür. Sırt çantalı yürüyüşlere uygun değildir.
Yan Kesme: Yamaca yan olarak, yani vadi tabanına paralel olarak yürüme tekniğidir. Bu yürüyüşte ayağın alacağı pozisyon şu şekilde olmalıdır; vadiye bakan ayağın içine, yamaca bakan ayağın dışına basılmalıdır. Zaten basılan zemin ayağınıza doğru talimatı verecektir.
Hareketli Zeminde Yürüyüş: Hareketli zeminde yürüyüşte ayak tabanı tam olarak basılmaktadır. Ayakaltındaki hareket durduktan sonra ağırlık aktarımı yapılmalı ve diğer ayak değiştirilmelidir.
İniş: Çıkışta olduğu gibi inişte de zik-zak, düz, dik ya da yan kesme şeklinde inişler yapılmaktadır. Ancak en çok tercih edileni zik-zak ve düz inişlerdir. İnişte, ayak tabanı zemine tam olarak ve hafif yan basılmalı yük ayak tabanlarına aktarılmalıdır. Çıkıştaki bütün kurallar inişte de geçerlidir. Ancak iniş daha çok dikkat gerektirmektedir. Enerji tükenmesi ve dikkatsizlik yüzünden inişte daha çok kaza olmaktadır.
Dinlenme Adımı Tekniği: Bir adım atıldıktan sonra gerideki ayak sürüklenerek çekilir ve pasif olarak yukarı kaldırılır. Sonra diz kilitlenir. Yük kilitlenen bu bacağa verilir çok kısa bir an böyle durulur ve dinlenen öteki bacakla adım atılır ve bu ayak kilitlenir. Bu böyle sürüp gider. Amaç enerji harcamamaktır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
DOĞA YÜRÜYÜŞLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ŞEYLER |
 |

Maşallah diyerek şu ana kadar hiçbir turumuzda ciddi bir kaza yaşanmadığını belirtelim. Fakat doğa yürüyüşleri her zaman riskler taşıyan bir spordur. Bu çok doğaldır. Şehir yaşamında karşıdan karşıya geçişlerde araç çarpabilir, dağda da yamaç geçişlerinde aşağı düşülebilir. İnanın uçurum dışı düşmelerde trafikteki gibi yüksek süratte ve tonajda çarpma olmayacağı için trafik kazasına göre son derece düşük kaza kıyımı olacaktır. Her şey genelde dikkatle doğru orantılıdır. Kader ve Sürprizler hariç.
Kazaları genel olarak iki kısımda incelemek gerekir;
a) Doğa olaylarından ileri gelen tehlike ve kazalar.
b) Yürüyüşçünün kendisinin meydana getirdiği tehlike ve kazalar.
Şehir ortamında oluşan tehlike ve kazalar % 75 insan kaynaklıdır. Ama doğadan kaynaklanan tehlikeler ve bunların meydana getirdiği kazalar yaşayan doğanın normal seyirleridir. Bizim yapmamız gereken bunları bilmek ve bunlarla yaşamayı öğrenmektir. Bir de doğa ortamından kaynaklanan kazalarla, doğa ortamında oluşankazaların arasındaki ince ayrımı bilmektir.
Doğa Ortamından ( Doğa Olaylarından ) İleri Gelen Tehlike ve Kazalar:
Dağlık Alanlarda Karşılaşılabilecek Doğal Tehlikeler;
Kaya düşmesi, heyelan, çığ, yıldırım, ağaç devrilmesi, siste kaybolmak ve sis kazaları, başlıca doğal tehlikelerdir. Bu tehlikelerden korunmanın yolu bu tehlikelerin oluşumlarını, nedenlerini bilmek ve gerekli korunma ve uzak durma yollarını öğrenmektir. Sonrası da psikolojimiz açısından doğallığını kabullenmektir.
Kaya, Taş Düşmesi:
Dağlar kayalarla birlikte çarşak denilen irili ufaklı taş alanlarından da oluşur. Kaya veya taş düşmesi sık olan bir durumdur. Yabani hayvan hareketleri, rüzgârlar, titreşimler, soğuk sıcak farkları, kayalarda yorulmalar, v.b. neticelerle taşlar düşebilirler, kayabilirler. Taş düştüğünü, çarşağın kaydığını görürseniz veya siz düşürürseniz. TAAAŞ! veya DÜŞÜYOR TAAŞ! ( önce eylemi sonra nesneyi ) diye bağırarak herkesi uyarın.
Çığ:
Öncelikle çığ düşmesi muhtemel veya kesin yerlerden maceraperest değilseniz uzak durun. Çığ oluşumunu ve düşmesine neden olan faktörleri iyi öğrenin. Çığ 350 km . hıza ulaşabilir ve önünde ne varsa süpürebilir. 35-50 derecelerdeki eğimlerde çığ tehlikesi fazladır.
Tabaka kar çığı, gevşek kar çığı ve toz kar çığı olmak üzere 3 çeşit çığ vardır.
Tabaka Kar Çığı: Kar sıkıştıktan sonra üzerine taze kar yağmaya devam eder ve tekrar sıkışırsa farklı tabakalar oluşur. Sonuçta herhangi bir sebepten meydana gelen titreşim tabakayı kırar ve çığ meydana gelir.
Gevşek Kar Çığı: Karın eğimi 50 dereceyi geçtiğinde tutunamaz ve kırılarak çığ meydana gelir.
Toz Kar Çığı: Fazla meydana gelmez, ancak oluşup da çığ meydana gelirse, 300 km . hıza ulaşan ve toz olması nedeniyle ciğerleri dolduracak kadar boğuculuk özelliği kazanan bu çığdan kurtulmak veya canlı çıkmak zordur.
Çığa tehlikesinde üzerinizde olacak bir çığ sinyal aleti veya mutlaka olması gereken bir düdük yerinizin bulunması için önemlidir. Çığ sürati azsa ve fazla yüksek gelmiyorsa karşılaşma sırasında üzerine çıkmaya, karşılaşma gerçekleştiğinde denizde yüzer gibi yüzme hareketleri yapmaya, yaklaşmakta ise yanlara doğru kaçmaya ve çığ altına girdiğinizde kar altında cenin pozisyonunda kalmaya çabalayın.
Cenin pozisyonu, kar altında kaldığınızda çevrenizde boşluk oluşturmanıza ve vücutta kırılma oluşumunu engelleme çabalarınıza yardımcı olacaktır.
Yıldırım Tehlikeleri:
Sivri yerler; metal uçlar, tepeler, ağaçlar, sivri kayalar yıldırım çeker. Böyle yerlerin altında ve çok yakınında durmamak gerekir. Bazen insanın kendisi bile yıldırımı çekebilir. Tek ağaç altında çadır kurulmamalıdır, kurulacaksa kalabalık ağaç topluluğu altında çadır kurmak daha mantıklıdır.
Doğa Ortamında ( Yürüyüşçünün Kendisinden ) Meydana Gelen Tehlike ve Kazalar:
Düşme:
Dikkatsizlik ve bilgisizlik neticesinde, çeşitli yüksekliklerden veya bulunulan sıfır zeminde düşülebilir. Yürüyüş şeklimize ve bilmediğimiz bölgelere gitmemeye dikkat etmeli. Rehbere bilgi vermeden veya izin almadan asla rota dışına çıkmamalıdır.
Kaybolma:
Kaybolma tamamen yürüyüşçüden kaynaklanmaktadır. Dalgın ve dikkatsiz yürüme veya bilinmeyen bölgelere gitme neticesinde tanıdık yerler ve akabinde yön duygusu kaybedilebilir. Dikkatli olunmalı, gereksiz meraklar yenilmeli ve mutlaka navigasyon bilgisi kazanılmalıdır.
Tükenme:
Gereksiz efor sarf etme, temposuz yürüyüş, fevri hareketler, kendine aşırı güvenme, vücuda fazla gıda yüklenilmesi gibi durumlar sonucunda yürüyüşçü kendi kendini tüketir.
Arkadan Geleni Tehlikeye Sokma:
Sık karşılaşılan bir durumdur. Tamamen düşüncesizlik ve fevrilikten kaynaklanır. Yürüyüşçü önüne gelen dalı iter veya kaldırır, sonrada kendi geçerken birden bırakır ve yaylanan dal arkadan gelmekte olan yürüyüşçünün suratına çarpar. Öndeki düşünmeli arkadaki de dikkatli olmalıdır.
Yürüyüş Sırasında Kulaklıkla Müzik Dinleme:
Müzik ruhun gıdasıdır, ama şehirde. Doğada kuş ve rüzgâr, ormanın kokusu ruhun gıdasıdır ve çoğu kez müzikten bile etkilidir. Doğaya özellikle yürüyüş sırasında asla müzik getirmeyin. Kulağa takılacak kulaklık size bir tehlikenin geldiği uyarısını ve tehlikenin sesini engelleyecektir. Doğayı izleyin, dinleyin ve koklayın. Dikkatinizi dağıtmayın.
Eller Cepte Yürüme:
Asla eller cepte yürümeyin. Özellikle sırt çantası varken ve tempolu yürüyüşlerde. Düşmenize neden olabilir ve düşme anında ellerinize ihtiyacınız olacaktır. Doğada güvenliğinize sıkı sıkıya tutunmalısınız.
Eksik ve Yanlış Malzeme Kullanımı:
Yanlış giyim, eksik malzeme, malzemenin yanlış kullanımı yürüyüşçünün hastalanmasına, zor durumda kalmasına ve kaza geçirmesine neden olabilir. Yürüyüşe çıkacakların ilk öncelikle öğrenmesi gereken şeylerden biri de malzeme bilgisidir. Doğa hakkında hiçbir bilgisi olmayan biri bile doğru ve yeterli malzemelerle birçok şeyi yapmayı öğrenmek zorunda kalacaktır.
Rehberi, Lideri Dinlememe:
Fevri ve düşüncesiz davranışlardır. Kıskançlıktan tutun, yönetime veya direktife gelememeye kadar birçok duygu yüzünden sadece kendisini değil grubu da zor ve tehlikeli durumlara düşürebilen insanlar vardır. Böyle bir durumda bölgeyi iyi bilen, gerekli bilgi ve malzeme donanımına sahip olan rehbere grup olarak daha fazla yardımcı olmak, başına buyruk şahsı söndürmek için grup bütünlüğünü göstermek gerekir. Zaten kimse oyunbozan bir insana tahammül etmeyecektir. Böyle şahıslara “madem işine gelmiyor, niye geldin?” sorusunu yöneltmek doğru olacaktır.
Aceleci davranmak, yürüyüş süresini bozmak, rota değiştirmek, tehlikeli hareketler yapmak gibi birçok durum daha ekleyebiliriz. Tehlikeyi, kazayı ve acı anıları yaratmayalım.
Havacılıkta bir tabir vardır: “Havacılık kuralları kanla yazılmıştır”
Doğa sporlarının birçok alanında da kanla oluşmuş kurallar vardır. Bu sebepten boş yere kural oluşturmamak faydalı olacaktır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
KAMP YERİ SEÇİMİ |
 |

* Kampçılıkla ilgili çok fazla detaya girmeyeceğiz, bu bilgileri çeşitli kaynaklardan, internet ortamından edinebilirsiniz. Kampçılık bilinenden veya sanılandan daha fazla bilgi barındırır. Bizim için şu an önemli olan doğaya saygılı kampçılık ve kampımızı nereye kurmalıyız konusudur.
Kamp, doğada yapılacak bir aktivite sırasında veya özellikle yapılacak bir konaklamadır. Bunu devamlı yapmak ta kampçılıktır. Kampçılık doğal ortamda bulunma zevkini yaşatır. İnsanı ve hissiyatını geliştirir, onarır ve rahatlatır. Alışkanlık da yapar. Yalnız bu güzelliği yaşarken doğal ortamın korunması ve güvenli kampçılık ön plânda tutulmalıdır. Her şey yerinde yapılırsa, ateş başı sohbetlerine, mis gibi kokan kamp yemeğine, serüvenci kahvesinin lezzetine ve yıldızların altında uyumaya doyum olmaz.
Doğada yapılan aktiviteler sırasında kimi özel olarak ayrılmış kamp alanlarını, kimi de el değmemiş doğa alanlarını kullanır. Ne şekilde yapılırsa yapılsın, kampçılık deyiminde olduğu gibi “kamp nereye atılırsa atılsın” dikkat edilmesi gerekenler vardır. Doğaya saygı ve kendin için emniyet.
Doğaya Saygılı Bir Kampçılık İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Doğa acımasız bir ortamdır. Bir misafir olarak doğanın katı kurallarını dikkate almak zorundasınız. Onu mahvetmeniz sizin de sonunuz olacaktır.
Kampçılık için kamp ateşi önemli bir değerdir. Ancak dikkatli davranmakta özen göstermek gerekir. Asla ateşinizi orman içinde ağaç altında yakmayın.
Tuvaletiniz için çukur açın, ama fazla derine gömmeyin. Dışkı çok derinde yavaş ayrışır. Ayrışması için daha fazla oksijene ihtiyaç duyacaktır.
Herkes kendine ayrı tuvalet oluştursun. Bu daha sağlıklıdır. Ayrıca ayrı ayrı tuvalet demek parçalanmış ve ayrıştırılması hızlandırmış pislik demektir.
Dışkınızı bir şekilde yok edilebilecek duruma getirin. Toprakla karıştırabilirsiniz.
Tuvalet kâğıtlarını ve kadın petlerini yakın ve gömün.
Su içinden çıkan kaya parçalarını ocak yapımında kullanmayın. Kayaların iç kısımlarına sızmış su zerreleri, yüksek ısı neticesi buharlaşma ile genleşecek ve kayayı patlatacaktır.
Çöplerinizi kesinlikle şehre geri götürün. Yiyeceklerin ağırlığını kampta veya yürüyüşte yanınızda taşıyabiliyorsanız, çöplerinin hafifliğini de pekâlâ yanınızda geri götürebilirsiniz.
Çöplerinizi yanınızda götürmeniz imkânsız değil, diyelim ki götüremiyorsunuz, o zaman biraz zahmete girin parçalayarak yakın ve küllerini toprağa iyice karıştırın. Ortalıkta toplu olarak bırakmayın. Toprağın içinde bulunan bakteriler çöpleri kendi enzimleriyle küçük parçalara ( monomer) ayrıştırırlar ve diğer faktörlerin de etkisiyle çözülmelerini kolaylaştırırlar.
Hiçbir su kaynağını kirletmeyin. Tuvaletinizi asla suya yakın yere yapmayın. Dışkı ve idrar toprak altında oldukça süratli yol alabilmektedir.
“Kampçının her zaman misafiri için ayırdığı bir yiyeceği vardır” ilkesini unutmayın.
Kamping alanlarında veya diğer çadırlarda kafa dinlemeye gelenler olabileceği için gereksiz şamatalar yapmaktan kaçının ve yapanları da uyarın. Hem kampçılık dinlenmek için yapılır şamata için değil.
Kampa asla alkol getirmeyin. Mutlaka sarhoşluk veya çakır keyiflik meydana gelecektir. Buda çöp demek, ateşin kontrolünü kaybetmek demek, dikkatsizlik demek. Doğa bunları affetmez. Alkol almak isteyen meyhaneye veya bara gitsin.
Doğa hak edene tüm nimetlerini sunar ve koruyucu olur. Bu gerçeği bilerek hareket edin.
Kamp Yeri Seçilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Öncelikle düzgün, çok fazla ortalıkta bulunmayan, temiz bir nokta seçilmelidir.
Taş düşmesi, toprak kayması ve çığ gibi tehlikelere karşı yamaç diplerine çadır kurulmamalıdır.
Yıldırım düşmesi ve tahripkâr fırtına ya karşı tepe ve yamaç üstlerine (zirvelerine) çadır kurmamalıdır.
Su kaynaklarının olduğu bölgeye yakın olun. Ancak kesinlikle su kenarına veya dere yatağına kamp kurmayın sonra ıslak bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Vahşi hayvanlar da susayacaktır ve kampınıza misafir olacaktır.
Çukur içine çadır kurmayın her zaman tehlikedesiniz demektir. Yağmur yağması sonucunda bir çukura değil bir göle kamp attığınızı anlayacaksınız.
Kurumuş veya kurumaya yüz tutmuş, hatta hiçbir ağacın altına çadır kurmayın. Tepenize büyük bir dal düşebileceği gibi ateş yakma durumunda yükselen çok sıcak havayla yaş dalları da kurutabilirsiniz.
Eğimli alanda kamp kurmayın.
Çadırınızı yazın gölgelik ve geç saatlerde güneş alan yerlere kurun, kışın ise tam tersini uygulamaya dikkat edin.
Kamp yerini tepelerle çevrili, fazla rüzgâr altı olmayan yerlerde kurun. Bu bölge ısısını koruyacağı gibi, fırtınada da korugan görevini görecektir.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YÜRÜYÜŞLERDE VÜCUT SAĞLIĞI |
 |

Öncelikle doğa yürüyüşlerine sağlığımız ve kondisyonumuz ile hazır olmamız gerekir. Doğada yapılan yürüyüşler sağlığımız açısından çok yapıcı olduğu kadar yorucudur da. Yorgunluk, kaza, tükenme v.b. sağlığımızı zorlayacak bir sürü durumla karşılaşabiliriz. Yürüyüş öncesinde, yürüyüş sırasında ve yürüyüş sonrasında akılcı ve dikkatli bir davranış bütünlüğü içinde sağlık açısından alınacak önleyici ve koruyucu tedbirlerle bu sporun zevkli ve yapıcı özeliğini devam ettirmek insanın elindedir.
Yürüyüş Öncesi Sağlığı ve Alınacak Tedbirler:
Yürüyüşe nezle dahi çıkmamalıdır. Yapılacak check-up bu sporla ilerideki münasebetimizi belirleyecektir. Gerekli tüm malzemeleri hazırlamalı ve programı iyi bilmeli. Kısacası her açıdan hazır ve istekli olunmalıdır. En hafif zorluk derecesindeki yürüyüşlere bile başlamadan önce, ayakkabı, sırt çantası alıştırmaları yapmalıdır.
Yürüyüş Sırası Sağlığı ve Alınacak Tedbirler:
Trekking sporunun en önemli kısmı; yürüyüş sırasında tüm vücudumuz ve psikolojimiz ile hareket ettiğimiz, vücutsal ve ruhsal sağlık problemleri ile en çok karşılaşabileceğimiz kısım, yürüyüş anıdır. Başlıca durumlar, yorgunluk, kazalar, psikolojinin sarsılması, v.s.
Enerjinin Tasarrufu:
Enerji tasarrufu sırasıyla mekanik tedbirler, biyolojik tedbirler ve psikolojik tedbirler ile sağlanabilmektedir.
Mekanik tedbirlere; doğru ve sağlıklı malzeme seçimi, bu malzemelerin doğru kullanımı ve taşınması, yürüyüş teknikleri ile yürümek girer. Biyolojik tedbirlere; Yürüyüş öncesinde ve sırasında rehber gerekli gördüğü tüm tedbirleri ve inceliklerini, zaten anlatacaktır.
Vücut ısısını dengeleyecek şekilde giyim seçilmelidir. Ne ısı kaybına uğramalı, ne de vücut fazla ısınmalıdır.
Sırt çantası dengeli ve mantıklı yüklenmeli, üzerine dengeyi bozacak gereksiz aksesuarlar asılmamalı ve yük omuzlara değil leğen kemiğine binecek şekilde özellikle sırta ve vücuda uygun ayarlanmalıdır.
Yürürken arada bir kolları başın üstünde parmakları birbirine geçirip teslim olmuş vaziyette kaldırmalı ve o şekil yürümeli, özellikle omuzlardaki kan dolaşımını rahatlatmalı.
Bazen de, çantamızı alttan havaya kaldırıp, belimize binen yükü, omuza gelen baskıyı kısa süreliğine ortadan kaldırıp, gövdemizin kan dolaşımını süratlendirip, dinlendirmeli ve sırtımızı havalandırmalıyız.
Yürüyüşümüzü süratli değil kısa adımlarla tempo içinde yapmalı. Dik eğimlerde “Dinlenme Adımları Tekniği” ni kullanmalı.
Molalarda temiz bir yere uzanıp, bacakları kaldırıp ( mesela yatıp ağaca dayanabilir ) öncelikle bacaklardaki kan basıncı yükünü ortadan kaldırmalı ve kanın kalbe geri gelişini sağlamalı.
Artan terleme ve yorgunluk neticesi kaybedilen sıvının sık sık su içmek suretiyle geri kazanılması veya sıvı kaybının asgari düzeyde tutulması sağlanmalı. ( bulunan su içilecek düzeyde değilse bile tüm elbiselerin ıslak giyilerek vücudun nemli tutulması da su kaybını bir ölçü azaltacaktır / sadece çok kurak ve sıcak ortamda )
Kesilmeyi önlemek için kısa süreli sık mola vermek uygun olur.
Vücudun artan tuz tüketimini de karşılamak için tablet veya toz halde gerekli tuzu vücudun alması sağlanmalıdır. Günde bir adet alınacak tuz tableti vücudun tuz kaybını asgariye indirecektir.
Günde alınacak 1000 Mg. C vitamini kişinin atmosferik koşullara uyum göstermesini sağlarken direncini koruyacaktır.( soğuk sıcak değişimi sonucu ortaya çıkacak stres C vitamini depolarını boşaltır ve C vitaminine olan ihtiyaç artar )*
Kan dolaşımının rahat olması için dar olmayan giysiler seçilmeli ve giysilerin solunumunu, hava sirkülâsyonunu kaybetmemesi için temiz tutmaya çalışılmalıdır. Zira kirden gözenekleri tıkanan giysiler yoğunlaşma sonucu ıslanacağından üşütmeye başlayacaktır.
Gün başında alınacak bir tablet aspirin kanın akışkanlığını artırıp, kan dolaşımını koruyacaktır.*
Kampta uykudan kısa bir süre önce alınacak L-Triptofan, uyku düzeninizi bozmaksızın güzel bir şekilde dinlenmenizi sağlayacak bir ortam oluşturabilir.*
250 şer gr.lık Magnezyum ve Kalsiyum, sinir tansiyonunuzu azaltarak, dışarıda gecelemenin getireceği stresi ortadan kaldıracaktır.*
200 gr. kadar alınacak B1 vitamini terinizin sivrisinek yaklaştırmayacak özellik kazanmasını sağlayacaktır.
Gece konaklama yapılacaksa sıcak yemek yapmak huzurlu bir gece geçirmenize, kaybedilen enerjinin geri kazanılmasına ve ertesi günkü yürüyüşe daha kuvvetli ve istekli olunmasına büyük ölçüde katkı yapacaktır.
* Yukarıda sözü edilen katkı maddeleri ve vitaminlerin bağımlılık yapmadığı belirtilmektedir.
Doktor Tavsiyesi Yürüyüş:
Yürüyüşe başlamadan önce danışmak en doğru olanıdır. 35 yaşından yukarı insanlar sağlıklı bile olsalar yine de prensip gereği bir doktora danışmalıdırlar.
**Yürüyüş programına nasıl başlayalım?
Otuz beş yaş üzerindeyseniz, sağlık sorunlarınız varsa, ilaç alıyorsanız veya aşırı kiloluysanız yürüyüş programına başlamadan önce doktorunuza danışın. Hazır olduğunuzda, gerilme egzersizleriyle başlayarak bir süre ısının. Isınma hareketleri kalp hızınızı artırarak sırt ve bacak kaslarınızı gevşetir, bedeninizi egzersize hazırlar. Başlangıçta rahat bir adımlamayla 10 dakika yürüyün. Yürüyüş ne çok yavaş ne de çok hızlı olmalıdır. İlk üç dört gün rahat bir adımlamayla kolay bir mesafeyi yürüyün. Sonra mesafeyi yavaş yavaş uzatın, ancak adımlama hızınızı artırmayın. Yürüyüş için iyi bir çift sağlam ve rahat spor ayakkabı gerekir.
Yürüyüş bedenin ısınmasına neden olduğundan gözenekli dokumadan yapılı, terin buharlaşmasını sağlayacak bol, rahat giysiler giyilmelidir. Daha fazla kondisyon için ise daha sıkı bir "form kazanma yürüyüşü" programına başlayın.
"Form kazanma yürüyüşü" enerjik, güçlü yürüyüşü tanımlamada kullanılan bir terimdir. Saatte 5- 10 km 'lik bir hız yeterlidir. Bu tempoyla yürüyüş egzersizin kondisyon kazandırıcı etkilerini arttırır. Egzersiz için yürüyen kişiler hem kalp hem de soluk alıp verme hızlarını arttıran sabit hızlı adımlarla yürümelidir.
Güvenli bir biçimde formunu kazanan yürüyüşçü olmak için kişisel adımlama hızınızı belirlemelisiniz- hedefiniz kalp hızını belirli sınırlar içinde tutmak olmalıdır. Basitçe yıl olarak yaşınızı 220den çıkartın. Sonra farkı yüzde 60 veya yüzde 80 ile çarpın (Örneğin 40 yaşındaki kişinin hedef kalp hızı dakikada 108 ila 244 atım arası olmalıdır.) Hedefinizi saptadıktan sonra yavaş yavaş yürüyüşe başlayın ve hedefinize ulaşana kadar giderek adımlarınızı hızlandırın. Daha sonra amaç bu hedef kalp hızını en azından 20 dakika kadar devam ettirmektir. Kalp hızınızı izlemek amacıyla her beş dakikada bir bileğinizden nabzınızı kontrol edin. Kalp ve soluma hızınızı yavaş yavaş azaltmak amacıyla her zaman yürüyüşünüzün sonuna bir "soğuma" dönemi ekleyin. Esneklik ve dayanıklılığı artırmak için en azından gün aşırı bir yürüyüş programı yapılmalıdır. ** Alıntı (www.hastarehberi.com)
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YÜKSEK İRTİFADA KARŞILAŞILAN HASTALIKLAR |
 |

2000 m .ye kadar olan kısımlar bizi ilgilendirmektedir. 2000 m .den yukarısı tam olarak dağcılığa girmektedir. Yüksek irtifa hastalıkların sadece bir kaçının isimlerini verecek olursak;
Akut Dağ Hastalığı ( ADH ) Acute Mountain Sickness-AMS
Pulmoner Ödem
Retinal Kanama
Hypothermia (Isı kaybı ve donma)
Bening Akut Dağ hastalığı
Gece apnesi
Vücutta su tutulması
Alkolazis
Larinjit ve anjin
Aklimatizasyon (Uyum Gösterme / Bölgenin Yüksekliğine Uyum Sağlama) Vücut daha önce gidilen yükseklikte bulunmamış ise oksijen azlığı, yüksek irtifa basınç farklılığı ( yüksekte basınç düşüktür ), ısı düşüklüğü gibi olumsuz etmenlerden etkilenir. Dağcının vücudu dayanamaz ve hastalanır. Bu duruma Aklimatizasyon Yetersizliği denir. Yani dağcı yüksek irtifaya uyum sağlayamamıştır. Vücudu bulunulan irtifaya alıştırmak gerekir. Buna da Aklimatize etmek denir. Bunun için de en basit ve etkili başlama yolu irtifayı kademe kademe yükseltip, her irtifada bir süre zaman geçirmektir. Bu süre de konaklamayı gerektiren sürelerdir.
Susuzluk hissi: Yükseklere çıkıldıkça susuzluk hissinde azalma duyulur. Yine de su içmek ve sıvı kaybına engel olmak gerekir.
Donmalar: Donuklar da yanıklar gibi derecelendirilmiştir. Zaten bir tür yanıktır. Soğuk yanığı da denir. Vücudu ovuşturmak, 35 - 40 derece su içinde ısıtmaya çalışmak, giysileri gevşetmek tedavi için ön gerekliliklerdir.
Sıcak çarpması: Yoğun sıcak altında uzun süre kalınması neticesi meydana gelir. Büyük miktarda sıvı kaybı olur ve vücudun elektroliz dengesi bozulur. Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulanması, hatta ishal görülür. Daha ileri durumda şuur kaybedilir. Serin ve gölgelik bir yerde soğuk suyla soğutma yapılır ve sıvı verilir.
Kramplar: Bol sıvı kaybedilmesi neticesi vücutta sodyum, potasyum ve tuz kaybının aşırı düşmesi neticesi meydana gelir. Mayhoş içeceklerle ( portakal suyu gibi ) vücut takviye edilmeli, gerekirse izotonik sıvı alınmalıdır.
KAYNAK: A.Mecit Doğru/Türkiye Dağcılık Federasyonu Yayınları 1989
Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
SIVI ALIMI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ŞEYLER |
 |

Yürüyüşçü aktivite sırasında diğer normal zamanlara nazaran çok daha fazla sıvı kaybeder. Vücut ısısı arttıkça terleme yolu ile vücut kendini dengelemek ister bu da sıvı kaybı demektir. Yürüyüşçü irtifa kazandıkça yani yükseklere çıktıkça, oksijen azalması, yorgunluk ve nem oranının azalmasından dolayı, solunum hızı artacak ve terin buharlaşması çabuklaşacaktır. Bunlara idrar da eklendiğinde ne kadar süratli sıvı kaybedildiği ortaya çıkmaktadır. Sonuçta kaybedilen sıvı 5 litreyi bulabilmektedir. Sıvı kaybedilirken yanında elektrolit kaybı da gerçekleşir. Bu da mineral ve vitamin demektir. Aşırı sıvı kaybında önce kramplar ve mide bulantısı, en sonunda da bitkinlik ve bayılma gözlenmektedir. Güne kafeinli sıvı alarak başlamalı, aktivite sırasında şekerli ve mayhoş tabir ettiğimiz portakal suyu, limon suyu gibi sıvılarla takviye etmeli ve aktivite bitiminde minerali bol soda ve normal sularla kaybedilen sıvı mutlaka geri alınmalıdır.
Doğru Su Kullanım Tekniği
Suyu susadıkça değil, sık aralıklarla birkaç büyük yudum alarak içmek vücudun saat gibi çalışma performansına uygun olacaktır. Çünkü susadıkça suya başvurmak her seferinde daha fazla su içilmesine ve öncesinde su içme aralığının geniş olması vücudun dışarıdan alıp kullanması gereken suyu vücuttan karşılayacağı ve depoları boşaltacağı, bizi daha bitkin düşüreceği için her susadığımızdaki su içme miktarımızı artıracaktır. Bu su içmemiz gereken sık aralıklar yarım saat de bir olmalıdır.
Kışın su ihtiyacımızı karşılamak için asla kar suyu içmemeliyiz. (Sadece kuruluğumuzu giderecek kadar yudumlamak kâfidir) Kar suyu sıvı bir sünger gibidir. Vücudumuzdan mineral çeker. Kaynatılsa dahi hiçbir şekilde çok miktarda içilmemesi gerekir.
Sıvı Kaybının Vücudumuza Etkileri:
Su kaybında vücudumuzun;
% 3 ü fiziksel performansın kaybına,
% 5 i konsantrasyon bozukluğuna,.
% 8 i Aşırı yorgunluk ve bulantıya.
% 10 ‘u Kas spazmı, dolaşım ve böbrek fonksiyonlarında bozukluklara neden olur.
Sırası İle Susuzluk Etkileri:
1. Ağız, dil, boğaz kuru ve yanma başlar. .
2. Yutkunma zorluğu ile birlikte gırtlak acımaya başlar.
3. Baş ağrısı ve baş dönmesi neticesinde bayılmalar oluşur. .
4. Mide bulantısıyla beraber genelde kusma görülür. .
5. Yorgunluk ve güçsüzlük ortaya çıkar.
6. Kaslarda kasılmalar, kramplar meydana gelir.
Vücuttaki Sıvı Kaybının Belirtileri:
1. İdrara çıkma sayısında düşme,
2. İdrarın renginin koyulaşması,
3. İdrarın miktarındaki azalma,
Bunları Unutmayın:
İnsanın bedeninin %70 i sudan meydana gelmektedir.
Yemek yemeden 1 hafta dayanabilirsiniz. 3 gün su içmezseniz mutlaka ölürsünüz.
Susadığınızı anlarsanız bu % 2 lik su kaybı demektir.
Düşünmekte zorlanıyorsanız bu da % 5 lik su kaybı anlamına gelebilir.
% 10 luk su veya daha doğrusu sıvı kaybının sonu ölüm ile sonuçlanır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YÜRÜYÜŞTE OKSİJEN TÜKETİMİ İLE İLGİLİ BİLGİLER |
 |

Etkinlik süresi boyunca vücut etkinliğin özelliğine de bağlı olarak sırası ile karbonhidratları ve ardından yağları enerjiye dönüştürür. Karbonhidratlar ve yağlar tükendiğinde proteinleri kullanmaya başlar.
1. Oksijenli ( Aerobik ) Kullanım : Etkinlik süresi boyunca kalbin atım sayısı dakikada 140’ın altında seyrederse, vücut yağları yakmak için yeteri kadar su ve oksijene sahip olduğu için yağları enerjiye dönüştürür.
2. Oksijensiz ( Anaerobik ) Kullanım: Etkinlik süresi boyunca kalbin atım sayısı dakikada 140’ın üzerinde seyrederse vücut yeteri kadar su ve oksijene sahip olamayacağı için karbonhidratları enerjiye dönüştürecektir.
Vücut oksijenli ve oksijensiz çalışma süresinde harcamakta olduğu enerjilere ek olarak vitaminleri ve minareleri de kullanır.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
YÜRÜYÜŞ VE DAĞCILIK FAALİYETLERİNDE BESLENME |
 |

Doğa yürüyüşlerinde, kamplarda, dağda, hatta tüm doğa aktivitelerinde yanımıza alacağımız yiyeceklerin taşınması kolay, pratik, çabuk pişen, yüksek enerji veren, kana çabuk karışan ve hazmının kolay olmasına dikkat etmeliyiz. Nedeni de en az ağırlıkla en uzun yolu yürürken en çabuk yoldan enerjimizi kazanmamız mecburiyetidir.
Doğa faaliyetinde bir sporcu ortalama 3000 kalori yakmaktadır.
Enerji vermesi açısından karbonhidrat, kana çabuk karışması için de glikoz yönünden zengin gıdalar seçmeli. İçeceklerin de mineral yönünden kuvvetli olanlarına dikkat etmeli.
Enerji verecek yiyeceklere örnek olarak, kuru üzüm, fındık içi, ceviz, kuru kayısı, çikolata gibi olanlar.
İçeceklere örnek olarak, limonlu ve portakallı mayhoş içecekler ve kahve gibi uyarıcı olanlar.
Besleyici hazır gıdalara örnek olarak, ton balığı konservesi, hazır makarna, soya etli hazır sebze yemeği gibi olanlar.
Yükseklerde atmosfer basıncı düşüktür. Bu durum suyun kaynama derecesini düşürüp, kaynama süresini de artıracaktır. Doğal olarak yiyecekler geç pişecek ve pişirmek için daha fazla yakıt ve enerji harcanacaktır. Deniz seviyesinde, yani 0 m .de suyun kaynama 100 C’de gerçekleşir. Bir gıda deniz seviyesinde 1 birim sürede pişerken, bu sefer 3000 m .de 95 C olan suyun kaynama derecesinde gıda 3,5 birimde pişecektir. Doğal olarak bu durumlar göz önüne alındığında pişirmesi kolay hazır gıdalar en doğru seçimdir. Sizce askerler neden konserve taşımaktadırlar ki?
Soğuk susuzluk, yorgunluk ta tokluk hissi verir. Buna aldanmamak enerji depolarını dolu tutmak gerekir. Faaliyete başlamadan iyi beslenerek enerji depolamaya, faaliyet bitiminde de mantıklı bir beslenme ile vücudun eksilenlerini tamamlayıp, yıpranmaları onaracak gıdalar almaya dikkat etmek gerekir.
Faaliyet Beslenmelerinde Dikkate Alınması Gerekenler:
Asla alkol alınmamalı. Alkol doğa sporlarında ve doğada son derece yanlış bir olaydır. Kan dolaşımını artırır ve damarları genişletir. Sıcakta alındığında kalp yetişmez. Soğukta alındığında da ısı kaybını artırır. Kampta alkolü fazla kaçırıp, daha sonra tuvalet ihtiyacına gidenler bir yerlere düşüp kalabilirler.
Sabahleyin kahvaltıda içilecek kahvedeki kafein, karbonhidrat emilimini yavaşlatacağından enerji ihtiyacımızın uzun süre karşılanmasına olanak vermesi açısından faydalı olacaktır.
Faaliyet öncesi kahvaltının mutlaka çok sıkı yapılması gerekir. Bu sayede faaliyet sırasında tüm gıdalarımızın çabuk tüketilmesi yavaşlatılmış olacaktır.
Tükenmeleri önlemek için tuzlu, enerji almak içinde şekerli gıdalar almalıdır.
Çikolata ve benzeri gıdaları faaliyet başlangıcında ve sırasında almalı, faaliyet bitiminde almamaya dikkat etmelidir. Çünkü yorgunluk neticesinde vücutta olacak enerji kaybı fazla protein ve yağ ile hızlı bir şekilde giderildiği takdirde bu hem kalbi yoracak, hem de harcanan enerjinin iki katıyla geri alınmasına ve enerji için yağ birikmesine neden olacaktır.
Faaliyet sırasında yemek yendikten sonra mutlaka sıvı alınmalı. Alınan gıdalar vücutta yanmak için vücuttan sıvı harcarlar. Buna izin verilmemeli.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
İLK YARDIMIN ÖNEMİ |
 |

İlk yardım, kazalarda veya hastalanmalarda, yaralının veya hastanın durumunun ilk safhada tehlikeye girmemesi için veya tehlikeye girmişse, kurtarmak ve sakatlıkları önlemek için yapılan acil müdahalelerdir.
İlk yardımda birinci amaç, kişinin hayatını kurtarmak ve ileri tıbbi tedavilere hazır hale getirmektir. Yaralanmalar veya hastalanmalar, her yerde olabilir. Ancak doğa ortamında olabilecek yaralanma veya hastalanmalarda acil müdahale imkânları daha stresli ve zorlu olacaktır. Şehirdeki imkânlarla dağdaki imkânlar arasında çok farklar vardır. Bir kere sorumluluk üst boyutlara çıkmaktadır. Malzemeler sınırlıdır ve daha süratli kararlar vermek ve bu kararları olabildiğince çabuk uygulamak gerecektir. Kısacası doğada eldeki imkânlarla zamana karşı bir yarış başlayacaktır.
Doğru teşhis, doğru tedavi ve doğru taşıma doğada daha fazla dikkat ister. Size en yakın hastane zorlu arazi şartları nedeni ile size uzak bir hastane olacaktır. Sonuçta doğada ne kadar zorlanacağınız bellidir.
Komandoların bir deyimi vardır; “Pusudan kurtulmanın tek yolu pusuya düşmemektir” O halde bizde şunu diyebiliriz; “Kazadan ve hastalıklardan kurtulmanın tek yolu kazaya veya hastalıklara meydan vermemektir”
Bir Kaza veya Hastalanma Durumunda İlk Anların Önemi:
Yürüyüş sırasında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan üzücü bir kaza veya hastalanma ilk başta herkes üzerinde bir şaşkınlık, akabinde korkuya yol açar. Kiminin basireti bağlanır. İşte bunlar karşılaşılan ilk ve en önemli problemlerdir. Bu duruma hâkim olup, öldürücü paniğin ortaya çıkmasını engellemek gerekmektedir. Şayet bu yapılmazsa kimse ne yapacağını bilemez duruma gelecek ve kazazedenin de korkup, hayatta kalması için gerekli olan moral yok olacaktır. Kazazedenin kurtulacağına ve hayatta kalacağına inanması gerekmektedir. Stabil, yani olması gereken düzgün ortam sağlandıktan sonra vakit kaybetmeden ilk yardımı gerçekleştirmeye başlanmalıdır. Ortama hâkim olup, yaralıyı da etkilememek için yapılan bu duruma müdahale de aslında bir ilk yardım sayılabilir.
Olumsuz ortamı kontrol altına almak
Acil müdahale durumuna hâkim olmak ( ne yapılacağını, hareket tarzını, organizasyonu belirlemek)
Yaralıyı ve hastayı güvenli ortama alıp, korumak
Zaman kaybetmeden doğru ilk yardıma başlamak
Yaralıya veya hastaya hayat kurtarıcı müdahaleden sonra, taşınma öncesi gerekli hazırlıklarını yapmak
Yaralıyı veya hastayı en emniyetli şekilde taşımaya başlamak
Kaza veya Hastalanma Durumunda Sırasıyla Yapılacaklar:
Şaşkınlık ve korkuyu ortadan kaldırıp, olası bir paniği önleyin
Çok çabuk gerekli müdahale ortamını oluşturun
Kaza yerini işaretleyin
Yaralı veya hastayı emniyetli, serin ve rahat bir ortama alın
Yaralı veya hastayı rahatlatın, giysilerini gevşetin ama kişiyi sıcak tutun
Yaralı veya hastanın başını sabit tutun
Kanama varsa hemen kanamayı durdurun ve nabza bakın
Solunum yolunun açık olmasına dikkat edin
Gerekiyorsa kalp masajı ve suni solunum yapın
Şok tehlikesi varsa yaralı veya hastanın şoka girmesini önleyin
Tüm bunları yaparken yardım alması için bir kişiyi görevlendirip, gönderin
Enfeksiyon önlemlerini alın
Uyguladığınız her ilk yardım adımını not edin ve kaza raporu doldurun. Olan tüm iyi ve kötü değişiklikleri saat saat kaydedin.
Trekking Sporunda Sık Karşılaşılan Kazalar ve Hastalanmalar:
Ayak ve el bileği burkulmaları
Diken, çalı batma ve yırtmaları
Kayma ve düşme sonucu oluşan deri yaralanmaları
Kırık ve çıkıklar
Terleme sonucu üşütme
Mide bozulmaları
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
BAZI ACİL İLK YARDIM TEKNİKLERİ |
 |

Doğada yürüyüş sırasında en sık meydana gelen kaza ve hastalanmalarda uygulanacak sadece en önemli ilk yardım teknikleri hakkında bilgi verilmiştir.
SOLUNUM VE KALP ATIMLARININ YENİDEN BAŞLATILMASI ( Kardiyopulmoner Resüssitasyon ):
* Doğru ve Detaylı Kalp Masajını ve Yapay Solunumu Lütfen Bir Acil Doktorundan Veya Bir Eğitim Merkezinden Uygulamalı Olarak Öğreniniz. -Aşağıda sadece teorik tıbbi bilgiler verilmiştir. Nasıl uygulanacağı anlatılmamıştır-
Solunumun çeşitli nedenlerden dolayı durmalarında kalp ve beyin oksijensiz kalır ve sonuçta kalp de durur. Çevre ısısının normal olduğu durumlarda kalp ve solunum durma olayı 10 (on )dakika önce olmuşsa veya çevre ısısının soğuk ve çok soğuk olduğu durumlarda ise kalp ve solunum durma olayı daha fazla yani 10-30 (on-otuz) dakika içinde olmuşsa solunum ve kalp atımları yeniden başlatılabilir.
Yapay Solunum Uygulaması:
Yapay solunum, ağızdan ağıza veya ağızdan buruna nefes vermek suretiyle uygulanır.
Hastanın ağzında yaralanmalar veya çene kemiklerinde kırıklar varsa ya da ağzı spazm nedeni ile açılamıyorsa ağızdan buruna yapay solum uygulanır.
Hasta veya yaralılara dakikada 12 – 14 defa yapay solunum uygulanır.
Hastanın kalbi durmuşsa başlangıçta iki kez solunum uygulanır.
Hem kendi sağlığınız, hem de hasta veya yaralının sağlığı için mutlaka CPR maskesi kullanmaya çalışın.
Yapay Kalp Masajı Uygulaması:
Yapay kalp masajı göğüs orta kemiğinin ( sternum ) alt ucunun iki parmak yukarısına el ayası ile göğüs kafesi en fazla 4–5 cm. çökecek şekilde yüklenerek / bası uygulanarak yapılır.
Bu işlem dakikada 80 -100 kez (iki saniyede üç kez) uygulanmalı.
Her kalp masajı yinelemesini 4 defa uyguladıktan sonra nabzı kontrol ediniz.
Bebeklerde kalp masajı uygulaması yaparken göğüs kafesi en fazla 2,5–4 cm. çökecek şekilde yüklenerek bası uygulanır. Bir elin iki parmağı ile yapılır.
Suni Solunum ve Kalp Masajı Bir Uygulaması:
Tek kişi ile yapılan hayata döndürme çalışmalarında her 15 kalp masajı basısından sonra 2 suni solunum uygulanır.
İki kişi ile yapılan hayata döndürme çalışmalarında her 5 kalp masajı basısından sonra 1 suni solunum uygulanır.
Bebeklerde her 3 kalp masajı basısından sonra 2 suni solunum uygulanır.
KANAMALARIN DURDURULMASI:
Kanamalar, kanamanın olduğu yere göre iç ve dış kanamalar diye iki sınıfa ve kanamanın olduğu damara göre atar damar, toplar damar ve kılcal damar kanamaları olmak üzere de üç sınıfa ayrılır.
İç Kanamalar: Durdurulmaları için yaralının derhal bir hastaneye kaldırılarak ameliyata alınması gerekir.
Dış Kanamalar: Kanayan damarın cinsine göre birtakım ilk yardım uygulamaları ile durdurmak mümkündür.
Atar Damar Kanamaları: Kalbin kanı pompalama atımlarına uyumlu olarak fışkırmalar tarzında ve parlak renktedir. En tehlikeli damar kanamasıdır.
Atar damar kanamalarını durdurmak için kanama olan uzvun eklem noktalarına, kanama yerinin yukarısına parmakla bastırarak, temiz bez ile elle bastırarak veya turnike uygulayarak kan durdurma çalışması yapılır.
*Önemli: Atardamar kanamalarını durdurmak için kullanılan bastırma ve turnike uygulamaları, normal çevre sıcaklığında 1–1,5 saat, soğuk ortamda daha fazla bir süre gevşetilmediği takdirde kol ve bacak dokularına bir zarar vermez. Gereksiz yere gevşetilerek yaralıya kan kaybettirilmemelidir.
KAYNAK: Kutsal Zafer Şahin - TREKKING Kitabı |
|
DOĞADA VAHŞİ BİR HAYVANLA KARŞILAŞTINIZ. NE YAPACAKSINIZ? |
 |

KAÇIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIN!!!
ŞAKA ŞAKA AŞAĞIDAKİ BİLGİLERİ OKUYUN BAKARSINIZ BİR GÜN FAYDASINI GÖRÜRSÜNÜZ:)
AYILAR:
Türkiye’de çoğunlukla Kahverengi Ayılar bulunmaktadır ve en çok bulunan yer Uludağ / Bursa’dır. Ormanlık, dağlık, stepleri ve açık alanları severler. Dağlarda da yüksek rakımları tercih ederler. Sadece Trakya bölgesinde görülmezler.
1.5 m .den 3 m .ye kadar boylara kadar ulaşırlar. Haziran ve Temmuz aylarında çiftleşirler 9 aya yakın hamilelik süreleri vardır. Sebze, meyve, bal ve balık başlıca gıdalarıdır.
Meraklı hayvanlardır. Zekidirler. Asla gereksiz yere hiçbir canlıya saldırmazlar. Özellikle İnsanlardan genelde uzak dururlar. Yavrularını ve yuvasını korumak için savunma maksatlı saldırırlar. Aç bile olsalar kolay kolay insanlara saldırmazlar. Yeter ki bölgesinden uzak durulsun ya da kendisinin uzaklaşmasına fırsat verilsin. Bu sebepten beklenmedik durumlardan, habersiz yaklaşmalardan, sinsi hareketlerden hoşlanmazlar. Ayıların bulunduğu bir bölgede iseniz kesinlikle varlığınızı belli edin. Grup olarak ve sesli hareket edin. Sık çalıklar arasında seyahat etmekten de kaçının, çünkü bir anda karşınıza çıkabilirler. Kısacası sesinizle, görüntünüzle ve kokunuzla varlığınızı bilmeli. İnsanlar gibi yol ve patikaları kullandığı için aynı yol ve patikaları kullanmamaya, bölgelerinde kamp kurmamaya dikkat edin.
Eski bir deyişe göre; “Ormanda çamın bir iğne yaprağı düştüğünde bunu bir kuş görür, bir geyik duyar ve bir ayı koklar” yani ayılar en iyi koku almada iyidirler. Yuvasını ve yavrularını tüm gücüyle ve acımasızca korurlar. Bu nedenle bir ayıya ve bölgesine yaklaşmamaya gayret edin. Kendi bölgesi dışında karşılaşırsanız, onu görmemiş gibi davranın ve oradan uzaklaşın. Zaten o da oradan uzaklaşacaktır. Koşmayın, arkanızı dönün ve uzaklaşın. Çok hızlıdırlar ve asla kaçamazsınız.
İlk hareketi genellikle ayağa kalkıp, havayı koklamak ve kulaklarını size dikmesi olur. Bu sizi tanımaya çalışmak istemesidir. Hatta size yaklaşıp sizi koklamaya bile kalkabilir. Onunla konuşun, tehlike görmezse sizden uzaklaşacaktır. Sizde geri dönün ve yürüyün. Yok eğer diş gösterip, kulaklarını geriye atmışsa, kızmıştır ve büyük ihtimal size gövde gösterip, saldıracaktır. Dikkatlice uzaklaşın ve saldırması kesinleştiğinde yanınızda bulunan bir eşyayı ona bırakıp, en yakın ağaca tırmanın ve gitmesini bekleyin. Isırmak yerine pençe atarlar bu da daha az yaralayıcı olacaktır. Siyah Ayılar ağacı yıkmaya, sallamaya, hatta tırmanmaya çalışacaklarından ağaç siyah ayılar için çare olmamaktadır.
Bir Ayı İle Karşılaşırsanız:
Varlığınızı gösterin. Sizi bilsin.
Bölgeden sakin bir şekilde uzaklaşmaya başlayın ve onu kışkırtmayın.
Uzaklaşmasını sağlayın ve asla savunmaya veya saldırıya geçmeyin.
Yaklaşırsa onunla konuşmaya çalışın. Ayağa kalkması merak işaretidir.
Peşinizden gelirse durun ve yere oturun. Nasıl olsa kaçamazsınız.
Korkmadığınızı hissettirin, her şeye rağmen saldırgan tutum takınırsa ve saldırganca üzerinize yürürse gerekirse ona bağırın ve sizde saldırganlaşın.
Size ilk etapta hafifçe vuracaktır, hemen yere düşün ve ölü taklidi yapın. Cenin pozisyonu alın. Hareket etmeyin ve gitmesini bekleyin, yoksa oradan ayrılmayacaktır.
İlk saldırı maksatlı pençe darbesi hafif yaralar, genellikle öldürücü davranmazlar.
Saldırısı kesilmezse siz daha saldırgan olun ve savaşın.
Geceleyin saldırırsa yapacağınız tek şey kaçıp kurtulmaktır. Ya da savaşmaktır. Siz onun için ya bir avsınız, ya da ailesi için bir tehdit.
Yiyeceklerinizi açıkta tutmayın ve kamp yapıyorsanız çadırınızda bulundurmayın.
KÖPEKLER:
Ayılarda olduğu gibi davranılır. Yalnız onlar daha çevik ve daha inatçıdırlar. Aç bir vahşi köpek tam olarak saldırgandır ve istisnasız kurtuluş yoksa onu bertaraf etmeye, taşla sopayla kaçırmaya, gerekirse öldürmeye çalışmak gerekir.
Köpekle karşılaşmada bilinen ve oldukça etkili olan ilk yöntem, köpekten korktuğunuzu belli etmemeniz ve kaçmamanız. Köpek bunu fark edecek ve duraksama eğilimi gösterecektir. Yanınızda götüreceğiniz köpek bisküvileri işe yarayacaktır. Ama bu sefer sizi bırakmamak gibi bir durum söz konusu olabilir. En etkili çözüm uzun menzilli biber gazı spreyleridir. Yanınıza alacağınız çocukların kullandığı torpiller de işe yarar, korkup kaçarlar. Ama yangın tehlikesine dikkat edin.
DOMUZLAR:
50 Kg .dan 300 Kg .a kadar ağırlıkta ve 180 c.ye kadar boyda bulunabilmektedirler. Derileri oldukça kalın ve yağlıdır. Tüyleri serttir. Fırça yapımında da kullanılmaktadır.
Yaban domuzu hemen hemen her yerde bulunmasına karşın, daha çok fundalık, nemli orman ve sık çalılıklarda görülür. Sıcağa karşı dayanıksızdırlar. Güneş çarpmasından da etkilenirler. Bu da yazın onlarla karşılaşma ihtimalimizi ortadan kaldırmaktadır. Ancak çok soğuk kış şartlarında çok uzun mesafeler gidebildikleri bir gerçektir. Koku alma duyuları çok gelişmiştir. Havayı koklayarak tehlikeyi sezebilirler. Et ve ot her şeyi yerler. Erkek yaban domuzlarının dişleri bıçak kadar keskindir, dişlerini sürekli bilinçli keskinleştirme özellikleri vardır. Dişleri mikrop taşıdığı için açtıkları yaralar da azar. Domuzların en sık görüldükleri saatler sabah çok erken ve gece saatleridir.
Domuzların en kızgın dönemleri çiftleşme zamanlarıdır. Özellikle erkekleri son derece saldırgandır. Çiftleşme, hamilelik ve yavruların sütten kesilme süreleri boyunca erkek ve dişi çok tehlikelidirler. Erkeklerine Azılı, dişerine Skrofa, yavrularına Potnak derler.
Şimdi, bir domuzla karşılaşıldığında ne yapmalıdır?
Yaralı domuzla karşılaştığınızda en yakın ağaca çıkmaya çalışın.
Çok seri ve çeviktir dikkatli olun. Grup olarak kalın.
Köpek gibi ısırma özelliği vardır dikkatli olun.
Taş atmak veya başka şekilde kaçırmak mümkün değildir.
Dolaştığınız yerlerde taze ayak izlerine rastlarsanız oradan uzaklaşın. Ayılar bile yaklaşmaz.
Ayılarda olduğu gibi gürültülü davranışlarda bulunun.
YILANLAR:
Türkiye’de bulunan yılanların hemen hemen hepsi Engerek türüdür. Bu yüzden Engerek yılanına göre bilgilendirmeyi uygun gördüm.
Ülkemizde Boynuzlu Engerek, Kara Engerek, Koca Engerek, Küçük Engerek ve Şeritli Engerek olmak üzere 5 tür bulunur.
Boynuzlu Engerek ( vipera ammodytes )
Boynuzlu Engerek , Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleriyle Anadolu’nun kuzey kesimlerine yayılmıştır. Genellikle çalılık ve taşlık bölgelerde bulunan Engerekler, çalılara ve alçak boylu ağaçlara tırmanabilirler. Uzunluğu 50–60 cm.dir. Erkekleri 90 cm . boya erişebilir. Burnunun ucunda kalkık bir çıkıntı bulunur.
Kara Engerek , Türkiye’nin yalnızca Doğu Karadeniz bölgesinde bulunur.
Koca Engerek , Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Adana yöresinde yaşar. Ovalarda, ormansız ve taşlık dağ eteklerinde barınır. Türkiye’de yaşayan en iri ve kalın türdür.
Küçük Engerek , Türkiye’nin kuzeydoğu kesimlerinde ve Antalya yöresinde bulunur. Terkedilmiş yapılarda, tarlalarda ve bahçe aralarında rastlanır. Uzunluğu 40–50 cm.dir. Soluk kahverengi, sarımsı ya da zeytin yeşili sırtında boğumlu ve keskin kenarlı esmer kahverengi bir bant bulunur.
Şeritli Engerek , Marmara, Ege, Akdeniz, İç ve Güney Anadolu olarak oldukça geniş bölge yayılımı olan bu tür, genel olarak dağlık bölgelerin ormansız ve taşlık kesimlerinde bulunur.
Engereğin ısırdığı yerde aralarının açıklığı 1 cm . olan iki diş izi bulunur.
Engerek ısırdığında ani ve şiddetli bir ağrıya, sokma yerinin şişmesine yol açar. Daha sonra gözbebekleri genişler, sokma yerinde kanamalar görülür. Sırasıyla bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, kalp atımlarında ve solunumda hızlanma ortaya çıkar.
Hastanın genel durumu o ana kadar vücuda karışan vücuda karışan zehir miktarına bağlıdır.
Yılana Karşı Alınacak Önlemler:
1- Bulunduğu bilinen bölgelerde çizme ya da postal gibi uzun konçlu botlar giyilmelidir. Asla şortla dolaşılmamalıdır.
2- İlerlerken önümüzde olan uzun çalılık ve otlar baton veya bir sopa yardımı ile aralanarak ilerlemelidir.
3- Yoğun bulundukları bölgelerde araç park ederken kapı ve pencereleri kısa süreli de olsa açık bırakılmamalıdır.
4- Yoğun bulundukları bölgelerde kamp kurmamalı kurulmuşsa bile çadırlar açık bırakılmamalı, açıkta yatılmamalıdır. Kampı kurarken de çadırlar kayalık, taş yığınlarına ve çalılık yakınlarına kurulmamalıdır.
5- Genellikle gece avlanmaya çıkacaklarından ateş için çalı çırpı toplamaya akşam saatlerinde çıkılmamalıdır.
6- Trekkinglerde dinlenme molalarında taş diplerine, çalı üstler | | |